İçeriğe geç

Boşanma Davasında Tanık 2026

Boşanma davasında tanık, özellikle eşler arasındaki olayların yazılı veya dijital delillerle ispatlanamadığı durumlarda önemli bir delildir. Evlilik içinde yaşanan hakaret, tehdit, ilgisizlik, fiziksel veya psikolojik şiddet, güven sarsıcı davranışlar gibi birçok olay çoğu zaman yalnızca eşlerin yakın çevresindeki kişiler tarafından bilinmektedir.

Ancak bir kişinin tarafları tanıyor olması, o kişiyi tek başına güçlü bir tanık haline getirmez. Tanığın hangi olaya bizzat şahit olduğu, olayı ne zaman ve nasıl öğrendiği ve anlattıklarının dava konusu vakıalarla bağlantısı çok daha önemlidir.

Bu nedenle boşanma davasında “Kaç tanığım var?” sorusundan önce “Tanıklarım hangi olayı ispatlayabilir?” sorusunun sorulması gerekir.

Bu yazımızda boşanma davasında kimlerin tanık olabileceğini, aile bireylerinin tanıklığının geçerli olup olmadığını, tanıkların ne zaman bildirilmesi gerektiğini, tanıklara hangi soruların yöneltilebileceğini ve tanık beyanlarının mahkeme tarafından nasıl değerlendirildiğini ele alacağız.

Boşanma Davasında Tanık Nedir?

Tanık, uyuşmazlık konusu olaylar hakkında sahip olduğu bilgi ve görgüyü mahkeme önünde açıklayan üçüncü kişidir.

Boşanma davalarında tanık deliline sıklıkla başvurulmasının temel nedeni, evlilik birliği içerisinde meydana gelen birçok olayın eşlerin özel yaşam alanında gerçekleşmesidir. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında eşlerin kusurlu davranışlarının ispatlanması önem taşır.

Örneğin eşlerden birinin diğerine sürekli hakaret etmesi, müşterek konutu sık sık terk etmesi veya eşine karşı aşağılayıcı davranışlarda bulunması her zaman yazılı bir belgeyle ispatlanamayabilir. Bu davranışlara bizzat şahit olan kişiler varsa, onların anlatımları yargılamada önem taşıyabilir.

Tanıklık, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen delillerden biridir. Boşanma davasında tanık beyanının etkisi ise tanığın taraflarla olan yakınlığından ziyade, anlattığı olayın somutluğu ve tanığın bu olayı nasıl bildiğiyle yakından ilgilidir. Anlaşmalı boşanma davasında ise tanık dinletilmez.

Boşanma Davasında Tanık Ne İşe Yarar?

Tanığın temel işlevi, taraflardan birinin ileri sürdüğü somut vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğinin aydınlatılmasına yardımcı olmaktır.

Örneğin davacı eş, dava dilekçesinde eşinin kendisine ailesinin yanında ağır hakaretlerde bulunduğunu iddia etmişse, olay sırasında orada bulunan kişiler bu vakıa hakkında dinlenebilir.

Buna karşılık tanığın yalnızca:

“Bence iyi bir eş değildi.”

“Evlilikleri zaten kötü gidiyordu.”

“Davacının çok üzüldüğünü biliyorum.”

şeklindeki genel değerlendirmeleri tek başına olayın ispatı bakımından aynı ağırlığa sahip olmayabilir.

Tanığın mümkün olduğunca somut olay anlatması önemlidir.

Uygulamada Örnek

Bir eş, diğer eşin kendisine sürekli hakaret ettiğini ileri sürüyor olsun.

Tanığın yalnızca “Bana sürekli kavga ettiklerini anlatıyordu.” demesi ile “Birlikte akşam yemeğindeyken eşinin kendisine herkesin içerisinde hakaret ettiğini duydum.” demesi aynı nitelikte değildir.

İkinci durumda tanık olayı doğrudan gözlemlemiştir. İlk durumda ise bilgisinin kaynağı taraflardan birinin anlatımıdır.

Boşanma Davasında Kimler Tanık Olabilir?

Kural olarak dava konusu olaylar hakkında bilgi sahibi olan kişiler boşanma davasında tanık olarak gösterilebilir.

Tanık olabilecek kişinin mutlaka taraflarla akrabalık bağı bulunmayan bağımsız bir üçüncü kişi olması gerekmez.

Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre;

  • anne ve baba,
  • kardeşler,
  • yetişkin çocuklar,
  • diğer akrabalar,
  • arkadaşlar,
  • komşular,
  • iş arkadaşları,
  • aile dostları

tanık olarak gösterilebilir.

Burada belirleyici olan kişinin sıfatı değil, hangi olay hakkında bilgi sahibi olduğudur.

Örneğin eşler arasındaki tartışmaların sürekli yaşandığı yan dairede oturan komşu bazı olayların doğrudan tanığı olabilirken, tarafları yılda bir kez gören bir arkadaşın evlilik içerisinde yaşanan olaylar hakkındaki bilgisi sınırlı kalabilir.

Anne, Baba veya Kardeş Boşanma Davasında Tanık Olabilir mi?

Evet. Tarafların anne, baba veya kardeşlerinin boşanma davasında tanık olarak gösterilmesine kategorik bir engel bulunmamaktadır. Bu konu uygulamada sıkça yanlış anlaşılmaktadır. “Akrabanın tanıklığı geçerli olmaz” şeklinde genel bir kural yoktur.

Aile hayatındaki uyuşmazlıkların çoğu zaman yakın aile bireyleri tarafından görülmesi hayatın olağan akışına uygundur. Bu nedenle yalnızca tanığın davacının annesi, babası veya kardeşi olması nedeniyle beyanının baştan değersiz kabul edilmesi doğru değildir.

Ancak mahkeme tanık beyanını diğer delillerle birlikte değerlendirir. Sürecin tamamına ilişkin ayrıntılı bilgi için İstanbul boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Örnek Olay

Eşlerden biri, diğer eşin kendisini müşterek konuttan kovduğunu ileri sürüyor.

Davacının annesi olay sırasında evdeyse ve tartışmaya bizzat şahit olmuşsa, olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olabilir.

Ancak anne olay sırasında orada değilse ve yalnızca ertesi gün çocuğundan “Beni evden kovdu.” şeklinde bir anlatım dinlemişse, bilgisinin kaynağı farklıdır.

Dolayısıyla tanığın akraba olup olmamasından önce olayı bizzat görüp görmediğine bakılması gerekir.

Çocuklar Boşanma Davasında Tanık Olabilir mi?

Çocukların tanıklığı söz konusu olduğunda mesele yalnızca delil hukuku açısından değerlendirilmemelidir.

Özellikle müşterek çocukların anne ve baba arasındaki uyuşmazlığın doğrudan içine çekilmesi, çocuğun üstün yararı bakımından hassasiyetle ele alınmalıdır.

Çocuğun yaşı, olayları algılama yeteneği, anlatılmak istenen olayın niteliği ve çocuğun yargılamaya dahil edilmesinin doğurabileceği etkiler somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Bu nedenle müşterek çocuğun tanık olarak gösterilmesi düşünülüyorsa yalnızca “olayı biliyor” yaklaşımıyla hareket edilmemesi, bunun yargılama stratejisi ve çocuk üzerindeki etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Boşanma Davasında Duyuma Dayalı Tanıklık Geçerli midir?

Boşanma davalarında sık karşılaşılan sorunlardan biri tanığın olayları bizzat görmemesi, taraflardan birinin kendisine anlattıklarını mahkemeye aktarmasıdır.

Örneğin:

“Davacı bana eşinin kendisine şiddet uyguladığını söyledi.”

ifadesi ile:

“Evlerine gittiğimde davalının davacıya vurduğunu gördüm.”

ifadesi arasında önemli bir fark bulunmaktadır.

İlk anlatımda tanık olayın doğrudan gözlemcisi değildir. İkinci anlatımda ise tanığın kişisel gözlemine dayanan somut bir olay bulunmaktadır.

Bu nedenle tanık seçilirken yalnızca tarafın yaşadıklarını anlattığı kişiler değil, uyuşmazlık konusu olaylara doğrudan şahit olan kişiler öncelikle değerlendirilmelidir.

Boşanma Davasında Tanık Nasıl Seçilmelidir?

Çok sayıda tanık bildirmek her zaman davayı daha güçlü hale getirmez.

Esas olan, ileri sürülen vakıaları ispatlamaya elverişli kişilerin belirlenmesidir.

Tanık belirlenirken şu sorular özellikle önemlidir:

  • Tanık hangi olayı gördü veya duydu?
  • Olayın gerçekleştiği sırada gerçekten orada mıydı?
  • Tanığın anlatacağı olay dava dilekçesinde ileri sürülen bir vakıayla bağlantılı mı?
  • Aynı olayı anlatacak gereksiz sayıda tanık bulunuyor mu?
  • Farklı tanıklar farklı olayları açıklayabiliyor mu?
  • Tanığın bilgisi kişisel gözlemine mi yoksa başkasından duyduklarına mı dayanıyor?

Örneğin beş tanığın tamamının yalnızca aynı tartışmayı anlatması yerine, farklı vakıalara doğrudan şahit olmuş tanıkların bulunması ispat bakımından daha işlevsel olabilir.

Boşanma Davasında Kaç Tanık Gösterilebilir?

Boşanma davalarında “en fazla iki tanık gösterilebilir” şeklinde her dava için geçerli mutlak bir sayı kuralından hareket edilmemelidir.

Tanık sayısı; uyuşmazlığın kapsamına, ispat edilmek istenen vakıalara, mahkemenin yargılamayı sevk ve idaresine ve tanıkların hangi olaylar bakımından gösterildiğine göre değerlendirilir.

Özellikle aynı vakıa hakkında çok sayıda kişinin tanık gösterilmesi halinde mahkeme, uyuşmazlığın aydınlatılması bakımından gerekli değerlendirmeyi yapacaktır.

Bu nedenle tanık listesinin “ne kadar çok, o kadar iyi” düşüncesiyle hazırlanması yerine her tanığın hangi vakıa için gösterildiğinin belirlenmesi daha sağlıklı bir yöntemdir. Boşanma davasında tanık listenizi sunmadan önce hukuki değerlendirme yapılmasını istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tanıklar Ne Zaman Bildirilir?

Boşanma davasında delillerin ve tanıkların bildirilmesi usul hukuku bakımından önemlidir. Tarafların dilekçelerinde hangi delillere dayandıkları ve yargılama sırasında verilen kesin süreler dikkatle takip edilmelidir.

Tanık listesinde tanığın kimliği, tebligata elverişli adresi ve hangi vakıa hakkında dinletileceği hususlarının doğru şekilde belirtilmesi önem taşır.

Mahkeme tarafından verilen kesin sürelerin kaçırılması, tanık delilinden yararlanılması bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle tanık listesinin son gün hazırlanması yerine dava dilekçesi hazırlanırken hangi vakıanın hangi delille ispatlanacağının belirlenmesi daha güvenli olacaktır.

Tanık Listesi Sonradan Değiştirilebilir mi?

Tanık listesinin sunulmasından sonra yeni bir tanık listesi verilmesi konusunda HMK’daki ikinci tanık listesi yasağı dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle “Önce birkaç kişiyi yazalım, daha sonra değiştiririz.” şeklinde hareket edilmesi önemli bir usul hatasına dönüşebilir.

Tanık listesi hazırlanırken her bir tanığın hangi vakıayı bildiği baştan değerlendirilmelidir.

Örneğin taraf, hakaret olayına şahit olan kişiyi listeye eklemeyi unutmuş ancak aynı olayı hiç görmeyen başka kişileri tanık göstermişse, yargılamanın ilerleyen aşamasında bunun düzeltilmesi her durumda mümkün olmayabilir.

Tanık Başka Şehirdeyse Dinlenebilir mi?

Tanığın boşanma davasının görüldüğü şehirde yaşamaması, tek başına tanığın dinlenmesine engel değildir.

Gerekli usuli koşullar çerçevesinde tanığın bulunduğu yerde dinlenmesi gündeme gelebilir. Uygulamada bu işlem istinabe yoluyla gerçekleştirilebilir.

Örnek

Boşanma davası İstanbul’da görülüyor ancak önemli bir olaya şahit olan tanık İzmir’de yaşıyor olabilir.

Tanığın sırf İstanbul dışında ikamet etmesi nedeniyle tanıklığından vazgeçilmesi gerekmez. Mahkemece uygulanacak usule göre bulunduğu yerde dinlenmesi mümkün olabilir.

Tanık Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?

Usulüne uygun şekilde çağrılan tanığın mahkemeye gelmesi kuraldır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu tanığın çağrılması ve çağrıya uymamasının sonuçlarını ayrıca düzenlemektedir.

Tanığın geçerli bir mazereti varsa bunun mahkemeye bildirilmesi gerekir.

Mazeretsiz olarak çağrıya uyulmaması halinde ise kanunda öngörülen zorla getirme ve giderlere ilişkin sonuçlar gündeme gelebilir.

Dolayısıyla tanık olarak gösterilen kişinin duruşma gününü önemsememesi veya “Gitmezsem bir şey olmaz.” düşüncesiyle hareket etmesi doğru değildir.

Tanıklık Yapmak Zorunlu mudur?

Kural olarak mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde tanık olarak çağrılan kişi çağrıya uymalı ve bildiklerini mahkemeye anlatmalıdır.

Ancak bu kuralın istisnaları bulunmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu belirli kişiler ve belirli durumlar bakımından tanıklıktan çekinme hakkı öngörmektedir.

Dolayısıyla bir kişinin tanık listesinde bulunması, her durumda ve hiçbir istisna olmaksızın ifade vermek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Kimler Tanıklıktan Çekinebilir?

HMK’da yakın aile ilişkileri, sır saklama yükümlülüğü ve kişinin kendisi veya yakınları bakımından doğabilecek bazı sonuçlar nedeniyle tanıklıktan çekinmeye ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Özellikle tarafların belirli derecedeki yakınları açısından tanıklıktan çekinme hakkı gündeme gelebilir.

Burada iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır:

Bir kişinin tanık olabilmesi ile tanıklıktan çekinme hakkına sahip olması aynı şey değildir.

Örneğin bir yakın akrabanın tanık olarak gösterilmesi mümkün olabilir; ancak kanundaki şartlar mevcutsa bu kişi tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir.

Boşanma Davasında Tanığa Ne Sorulur?

Tanığın dinlenmesi sırasında öncelikle kimliği ve taraflarla olan ilişkisi belirlenir. Ardından bilgi sahibi olduğu vakıalar hakkında sorular yöneltilir.

Tanığa örneğin;

“Bu olayı nerede gördünüz?”

“O sırada kimler vardı?”

“Tarafların tartışmasına bizzat şahit oldunuz mu?”

“Duyduğunuz sözler nelerdi?”

“Bu olayın hangi tarihlerde gerçekleştiğini hatırlıyor musunuz?”

gibi tanığın bilgisinin kaynağını ve somut olayın ayrıntılarını ortaya çıkarmaya yönelik sorular sorulabilir.

Tanık açısından en önemli husus, bilmediği bir olayı biliyormuş gibi anlatmamak ve hatırlamadığı bir ayrıntıyı tahmin ederek tamamlamamaktır.

Avukat Tanığa Soru Sorabilir mi?

Tanık yalnızca hakimin sorularına cevap veren bir kişi değildir. Yargılama usulünün izin verdiği çerçevede taraf vekillerinin de tanığa soru yöneltmesi mümkündür.

Bu aşama özellikle tanık anlatımındaki çelişkilerin ortaya çıkarılması bakımından önem taşıyabilir.

Örneğin tanık bir olay sırasında evde bulunduğunu söylüyorsa olayın saati, bulunduğu yer veya taraflarla nasıl bir araya geldiği konusunda sorular yöneltilmesi anlatımın güvenilirliğinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Tanık Duruşmadan Önce Avukatla Görüşebilir mi?

Tanığa ne söylemesi gerektiğinin öğretilmesi ile tanığa duruşma usulünün açıklanması birbirinden farklıdır.

Tanığın gerçeğe aykırı veya önceden kurgulanmış bir anlatımda bulunması kesinlikle doğru değildir.

Buna karşılık tanığın hangi mahkemeye gideceği, duruşmanın nasıl gerçekleşeceği, kendisine ne tür usuli sorular yöneltilebileceği ve yalnızca kendi bilgi ve görgüsünü anlatması gerektiği konusunda bilgilendirilmesi farklı bir konudur.

Tanığın görevi taraflardan birini “kurtarmak” değil, bildiği gerçek olayları olduğu gibi anlatmaktır.

Tanık Beyanındaki Çelişkiler Önemli midir?

boşanma davasında tanık

Evet. Mahkeme tanık anlatımlarını değerlendirirken beyanın kendi içerisindeki ve dosyadaki diğer delillerle olan tutarlılığını dikkate alabilir.

Örneğin tanık olayın gece gerçekleştiğini söylerken başka bir delil olayın gündüz meydana geldiğini açıkça gösteriyorsa bu durum değerlendirmede önem kazanabilir.

Ancak insanların uzun zaman önce yaşanan olayların her küçük ayrıntısını aynı şekilde hatırlaması da beklenemez.

Bu nedenle her küçük farklılık otomatik olarak tanığın yalan söylediği anlamına gelmez. Önemli olan çelişkinin uyuşmazlığın esasını etkileyip etkilemediğidir.

Boşanma davasında tanık, tarafların ileri sürdüğü vakıaların ispatında kullanılabilecek önemli delillerden biridir. Ancak tanık beyanının yanında mesajlar, sosyal medya içerikleri, banka kayıtları ve diğer deliller de dosyanın sonucunu etkileyebilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için boşanma davasında ispat ve deliller yazımızı inceleyebilirsiniz.

Karşı Tarafın Tanığının Beyanına İtiraz Edilebilir mi?

Evet. Karşı taraf tanığının beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, kişisel görgüye dayanmadığı veya dosyadaki diğer delillerle çeliştiği düşünülüyorsa bu hususlar yargılama sırasında ileri sürülebilir.

Ancak etkili bir itiraz yalnızca:

“Tanık yalan söylüyor.”

demekten ibaret olmamalıdır.

Bunun yerine somut çelişkinin gösterilmesi daha önemlidir.

Örnek

Tanık:

“Tarafların 15 Mart’ta birlikte yaşadıkları evde büyük bir tartışmasına şahit oldum.”

diyorsa ancak dosyadaki başka deliller tanığın belirtilen tarihte olayın gerçekleştiği yerde bulunmadığını ortaya koyuyorsa, itirazın bu somut çelişki üzerinden kurulması daha anlamlı olacaktır.

Yalan Tanıklık Suç mudur?

Evet. Mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı tanıklık yapılması ceza hukuku bakımından sonuç doğurabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesinde yalan tanıklık suçu düzenlenmiştir.

Bu nedenle tanığın bir tarafa yardımcı olmak amacıyla hiç görmediği bir olayı görmüş gibi anlatması veya gerçeğe aykırı olaylar üretmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Boşanma davasındaki menfaatin büyüklüğü, gerçeğe aykırı tanıklığı hukuka uygun hale getirmez. Boşanma davasında tanık seçimi konusunda hukuki destek almak için bizimle WhatsApp’tan İletişime Geçin.

Boşanma Davasında Tanığa Hangi Sorular Sorulur?

Tanığa yöneltilecek sorular, boşanma sebebine ve ispat edilmek istenen olaya göre değişir. Amaç tanıktan genel kanaat almak değil, bizzat gördüğü veya duyduğu somut olayları ortaya çıkarmaktır.

Örneğin şu sorular yöneltilebilir:

  • Tarafları ne zamandan beri ve nereden tanıyorsunuz?
  • Taraflarla akrabalığınız veya yakınlığınız var mı?
  • Eşler arasındaki tartışmalara bizzat şahit oldunuz mu?
  • Şahit olduğunuz olay ne zaman ve nerede gerçekleşti?
  • Olay sırasında kimler bulunuyordu?
  • Taraflardan birinin diğerine hakaret ettiğini bizzat duydunuz mu? Hangi sözleri duydunuz?
  • Fiziksel şiddete bizzat şahit oldunuz mu? Ne gördünüz?
  • Şiddet sonrasında darp izi, morluk veya yaralanma gördünüz mü? Ne zaman gördünüz?
  • Taraflardan birinin diğerini tehdit ettiğini duydunuz mu? Ne söyledi?
  • Eşlerden birinin müşterek konutu terk ettiği bir olay oldu mu? Bunu nereden biliyorsunuz?
  • Tarafların ne zamandan beri ayrı yaşadıklarını biliyor musunuz? Bilginiz neye dayanıyor?
  • Eşlerden birinin diğerini evden kovduğuna şahit oldunuz mu?
  • Eşlerden birinin ailesinin evliliğe müdahale ettiği olaylara şahit oldunuz mu?
  • Davalının eşini ailesinin yanında küçük düşürdüğü veya aşağıladığı bir olay gördünüz mü?
  • Eşlerden birinin diğer eşle iletişim kurmaktan sistematik olarak kaçındığını gözlemlediniz mi?
  • Çocukların bakım ve ihtiyaçlarıyla ağırlıklı olarak hangi taraf ilgileniyordu? Bunu hangi olaylardan biliyorsunuz?
  • Taraflardan birinin çocuklarla ilgilenmediğine bizzat şahit olduğunuz bir olay var mı?
  • Eşlerden birinin başka biriyle olağan dışı yakınlığına bizzat şahit oldunuz mu? Tam olarak ne gördünüz?
  • Taraflardan birinin ekonomik ihtiyaçları karşılamadığını gösteren hangi olaylara şahit oldunuz?
  • Anlattığınız olayları bizzat mı gördünüz/duydunuz, yoksa taraflardan biri daha sonra size mi anlattı?

Özellikle son soru önemlidir. Kaynak makalede de tanığın uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsünün bulunması gerektiği, yalnızca duyuma dayalı anlatımla doğrudan şahit olunan olay arasında ayrım bulunduğu vurgulanıyor.

Tanık Beyanı Tek Başına Boşanma İçin Yeterli Olabilir mi?

Bu sorunun her dava için geçerli tek bir cevabı yoktur.

Tanık beyanı takdiri delil niteliğindedir ve hakim tarafından dosyanın bütünü içerisinde değerlendirilir.

Tanığın olaya doğrudan şahit olması, anlatımının somut olması, kendi içinde tutarlı bulunması ve diğer delillerle desteklenmesi beyanın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Bu nedenle “Bir tanığım varsa davayı kesin kazanırım.” veya “Yazılı delilim yoksa boşanamam.” şeklindeki genellemeler doğru değildir.

Her dosyada ileri sürülen vakıalar ve bunların ispat araçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Boşanma Davasında Tanık Seçerken Yapılan Hatalar

Tanık delilinde yapılan en önemli hatalardan biri, tanık sayısına tanığın niteliğinden daha fazla önem verilmesidir.

Örneğin tarafın on farklı arkadaşının “Bana mutsuz olduğunu söylüyordu.” şeklindeki anlatımları yerine, dava konusu somut bir olaya bizzat şahit olmuş bir kişinin anlatımı çok daha işlevsel olabilir. Boşanma davasında tanık olarak kimi göstermeniz gerektiğinden emin değilseniz, dosyanızın durumu için WhatsApp’tan Bilgi Alın

Bir başka hata ise tanıklara dava dilekçesindeki olayların e zberletilmeye çalışılmasıdır. Bu durum doğal olmayan ve birbiriyle aynı ifadelerin ortaya çıkmasına, çapraz sorularda çelişkiler yaşanmasına ve tanık anlatımlarının güvenilirliğinin tartışılmasına neden olabilir.

Tanık seçiminin amacı çok sayıda lehe cümle elde etmek değil, iddia edilen vakıaları gerçek bilgi ve görgüyle ortaya koyabilmektir.

Boşanma sürecinde tanıklığın yalnızca hukuki bir delil olmanın ötesinde sosyal çevrenin sürece katılımı bakımından nasıl bir işlev üstlendiğini ele alan akademik bir inceleme için Hatice Nuhoğlu’nun “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi” başlıklı çalışması da incelenebilir: Hatice Nuhoğlu – Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi

Boşanma Davasında Tanık Olarak Çağrıldım, Duruşmaya Gitmezsem Ne Olur?

Bir boşanma davasında tanık olarak gösterilmek, tek başına duruşmaya gitme yükümlülüğü doğduğu anlamına gelmez. Ancak mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde çağrılan tanığın, kural olarak belirtilen gün ve saatte duruşmada hazır bulunması gerekir.

Geçerli bir mazereti olmaksızın çağrıya uymayan tanık hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen yaptırımlar uygulanabilir. Şartların oluşması halinde tanığın zorla getirilmesine karar verilebileceği gibi, gelmemesi nedeniyle ortaya çıkan giderlerden sorumlu tutulması da gündeme gelebilir.

Bu nedenle tanık olarak çağrılan kişinin duruşmaya katılamayacak olması halinde davetiyeyi görmezden gelmek yerine, mazeretini süresinde ve uygun şekilde mahkemeye bildirmesi gerekir.

Tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişiler açısından ise durum farklıdır. Kanunda sayılan şartlardan biri mevcutsa tanık, tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir. Ancak bu hakkın bulunup bulunmadığı somut durum ve HMK hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Boşanma Davasında Tanığın Yemin Etmesi Gerekir mi?

Tanık dinlenmeden önce mahkeme tarafından tanıklığın önemi, gerçeği söyleme yükümlülüğü ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmanın sonuçları konusunda bilgilendirilir. Kanunda yeminsiz dinleneceği belirtilen kişiler ve durumlar dışında tanığın yemin etmesi, tanığın dinlenmesine ilişkin usulün bir parçasıdır.

Tanığın haklı bir neden bulunmaksızın yemin etmekten kaçınması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen sonuçlarla karşılaşması mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tanığın görevinin taraflardan birini desteklemek olmadığıdır. Tanık; gördüğü, duyduğu ve bizzat bilgi sahibi olduğu olayları gerçeğe uygun şekilde mahkemeye aktarmalıdır.

Tanık Çağrılmasına Rağmen Duruşmaya Gelmiyorsa Ne Olur?

Mahkemenin tanık için çıkardığı davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen tanığın haklı bir mazeret göstermeksizin duruşmaya gelmemesi yaptırımsız değildir.

Bu durumda kanundaki şartların gerçekleşmesi halinde tanığın zorla getirilmesi ve gelmemesinden kaynaklanan giderlerden sorumlu tutulması söz konusu olabilir.

Bu nedenle “Tanık olarak yazıldım ama gitmezsem herhangi bir şey olmaz.” düşüncesi doğru değildir. Tanığın çağrı kâğıdını ve duruşma tarihini dikkate alması; sağlık sorunu veya başka bir ciddi engel bulunuyorsa bunu mahkemeye bildirmesi gerekir.

Boşanma Davasında Tanığa Soru Sorulur mu?

Evet. Tanık dinlenirken yalnızca genel bir anlatım yapması beklenmez. Hakim, tanığın hangi olayları bildiğini ve bu bilgiyi nereden edindiğini ortaya çıkarmak amacıyla sorular yöneltebilir. Yargılama usulünün izin verdiği çerçevede taraf vekillerinin de tanığa soru yöneltmesi mümkündür.

Soruların odağında kişisel kanaatlerden çok somut olaylar bulunmalıdır.

Örneğin tanığa;

“Tarafların tartışmasına bizzat şahit oldunuz mu?”

“Olay nerede gerçekleşti?”

“Duyduğunuz sözleri hatırlıyor musunuz?”

“Olay sırasında başka kimler vardı?”

“Bunu kendiniz mi gördünüz, yoksa size sonradan mı anlatıldı?”

gibi sorular yöneltilebilir.

Bu sorular sayesinde tanığın anlatımının kişisel gözleme mi yoksa başkasından duyduğu bilgilere mi dayandığı daha açık şekilde ortaya çıkabilir.

Bildirilen Bir Tanığın Dinlenmesinden Sonradan Vazgeçilebilir mi?

Tanık listesine bir kişinin adının yazılmış olması, o tanığın mutlaka dinleneceği anlamına gelmez. Yargılama devam ederken taraf, daha önce bildirdiği tanığın dinlenmesinden vazgeçmek isteyebilir.

Ancak tanık delilinden vazgeçilmesinin sonuçları yalnızca tanığı bildiren tarafın iradesine göre değerlendirilmez. Özellikle karşı tarafın tanığın dinlenmesini talep ettiği durumlarda HMK’nın delilden vazgeçmeye ilişkin hükümleri dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle tanık listesini hazırlarken “Gerekirse daha sonra vazgeçeriz.” düşüncesiyle hareket etmek yerine, her tanığın hangi somut vakıayı ispatlamak amacıyla gösterildiğinin baştan belirlenmesi daha sağlıklı olacaktır.

Hakim Tanık Listesindeki Herkesi Dinlemek Zorunda mıdır?

Boşanma davalarında gösterilebilecek tanık sayısının her dosyada mutlak olarak “iki kişi” ile sınırlandırıldığı söylenemez. Burada tanıkların hangi vakıalar hakkında gösterildiği ve anlatımlarının uyuşmazlığın çözümüne sağlayacağı katkı önemlidir.

Aynı olayın ispatı için çok sayıda tanık bildirilmesi, bu kişilerin tamamının mutlaka dinleneceği anlamına gelmeyebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki düzenlemeler çerçevesinde mahkeme, aynı vakıa hakkında yeterli sayıda tanık dinlendikten sonra diğer tanıkların dinlenmesinin gerekli olup olmadığını değerlendirebilir.

Örneğin eşlerden birinin tek bir hakaret olayını ispatlamak amacıyla aynı ortamda bulunan çok sayıda kişiyi tanık göstermesi ile farklı tarihlerde meydana gelen farklı olaylara şahit olmuş kişilerin tanık olarak bildirilmesi aynı durum değildir.

Bu nedenle boşanma davasında tanık belirlenirken tanık sayısından çok, her tanığın hangi somut olayı ispatlayacağına odaklanılması gerekir.

Boşanma Davasında Tanık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davasında aileden biri tanık olabilir mi?

Evet. Anne, baba, kardeş veya diğer yakınların tanık olmasını kategorik olarak engelleyen bir kural bulunmamaktadır. Beyanın değeri somut olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilir.

Boşanma davasında arkadaş tanık olabilir mi?

Evet. Arkadaş, komşu veya iş arkadaşı gibi kişiler dava konusu olaylar hakkında bilgi sahibi olmaları halinde tanık olarak gösterilebilir.

Tanığın olayı görmesi şart mı?

Tanığın bilgisinin kaynağı değerlendirme bakımından önemlidir. Olayı doğrudan görmüş veya duymuş kişinin anlatımı ile yalnızca taraflardan birinin kendisine anlattıklarını aktaran kişinin beyanı aynı nitelikte değildir.

Boşanma davasında kaç tanık gerekir?

Her boşanma davası için geçerli “şu kadar tanık gerekir” şeklinde sabit bir sayı bulunmamaktadır. Tanıkların sayısından çok hangi vakıaları ispatlayabilecekleri önemlidir.

Tanık başka şehirdeyse ne olur?

Başka şehirde yaşayan bir tanığın da usulüne uygun şekilde dinlenmesi mümkündür. Somut duruma göre istinabe yoluna başvurulabilir.

Tanık mahkemeye gitmezse ne olur?

Usulüne uygun şekilde çağrılan tanığın geçerli bir mazereti olmaksızın çağrıya uymaması halinde HMK’da düzenlenen sonuçlar gündeme gelebilir. Zorla getirme ve buna bağlı giderler söz konusu olabilir.

Akraba tanığın sözü geçerli midir?

Akrabalık tek başına tanık beyanının değersiz olduğu anlamına gelmez. Mahkeme beyanın somutluğunu, tutarlılığını, tanığın bilgisinin kaynağını ve diğer delilleri birlikte değerlendirir.

Yalan tanıklık yapılırsa ne olur?

Gerçeğe aykırı tanıklık ceza hukuku bakımından yalan tanıklık suçunu gündeme getirebilir. Tanığın yalnızca gerçekten bildiği ve gördüğü olayları anlatması gerekir.

Boşanma Davasında Tanık Delilinin Önemi

Boşanma davalarında tanık seçimi yalnızca isimlerden oluşan bir liste hazırlamak değildir. Hangi vakıanın hangi tanık tarafından bilindiğinin belirlenmesi, tanığın bilgisinin doğrudan gözleme dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi ve tanıkların usulüne uygun zamanda bildirilmesi gerekir.

Özellikle çekişmeli boşanma davalarında kusur değerlendirmesi; boşanmanın yanı sıra maddi ve manevi tazminat gibi talepler bakımından da önem taşıyabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce iddialar ile bunları destekleyen delillerin birlikte değerlendirilmesi, sonradan ortaya çıkabilecek ispat sorunlarının önüne geçebilir.

Her boşanma dosyasının olay örgüsü farklıdır. Bir dosyada belirleyici olabilecek tanık anlatımı başka bir dosyada uyuşmazlık konusu vakıayı ispatlamaya elverişli olmayabilir. Bu nedenle tanık delili, dava dilekçesinde ileri sürülen somut vakıalarla birlikte değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir