İçeriğe geç

İstinaf Nedir? Temyiz ile Farkları

İstinaf nedir? Türk hukuk sisteminde istinafın tanımı, önemi, başvuru süreci ve temyiz ile farklarını öğrenin. İstinaf mahkemeleri, süreler ve sık sorulan sorular için kapsamlı rehber.

Birçok kişi “istinaf nedir” sorusunu merak ediyor çünkü adil yargılama için kritik bir mekanizmadır. İstinaf başvurusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında, ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) yapılan itiraz yoludur. Bu başvuru, kararın usul ve esas yönünden incelenmesini sağlar. Esastan reddedilme ise, BAM’nin istinaf başvurusunu, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kabul etmeyerek reddetmesi anlamına gelir. Bu karar, istinaf eden tarafın iddialarını yerinde görmediğini ve ilk derece mahkemesinin hükmünün değişmeyeceğini ifade eder.

Giriş

Hukuk sisteminde adaletin sağlanabilmesi için, verilen kararların yalnızca birinci derece mahkemelerle sınırlı kalmaması büyük önem taşır. İşte bu noktada istinaf kavramı devreye girer.İstinaf nedir sorusunun cevabı, ilk derece mahkemesi kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tekrar değerlendirilmesidir. İstinaf, bir mahkeme kararının hem maddi hem de hukuki yönleriyle yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur. Bu mekanizma, taraflara ikinci bir değerlendirme hakkı tanıyarak yargılamanın daha adil ve hatasız yürütülmesine katkıda bulunur.

Türk hukuk sisteminde istinaf, 2016 yılında Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle uygulamaya girmiştir. Bu düzenleme, hem yargılamanın kalitesini artırmak hem de Yargıtay’ın iş yükünü azaltmak amacıyla getirilmiştir. Artık ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar, belirli şartlar altında istinaf mahkemelerinde yeniden gözden geçirilebilmektedir.

İstinafın önemi, yalnızca bir üst inceleme imkânı sunmasında değil, aynı zamanda adil yargılama hakkının korunmasında yatar. Taraflar, hatalı veya eksik bir kararın düzeltilmesi için ikinci bir şansa sahip olur. Bu durum, hukukun temel ilkelerinden olan “hak arama özgürlüğü”nü güçlendirir ve yargıya olan güveni artırır.

İstinaf nedir?

Türk hukuk sisteminde istinaf, bir mahkeme kararının hem maddi hem de hukuki yönleriyle yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur. Peki, istinaf ne demek? Basitçe ifade etmek gerekirse, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hatalı veya eksik olduğu düşünülüyorsa, taraflar bu kararı istinaf mahkemesi aracılığıyla tekrar değerlendirilmesini talep edebilir. İstinaf mahkemesi nedir sorusunun cevabı ise, Bölge Adliye Mahkemeleri olarak bilinen ve yargılamada ikinci inceleme görevini üstlenen mahkemelerdir. Kısacası, istinaf mahkemesi ne demek sorusuna verilecek en doğru yanıt, adil yargılama hakkını koruyan ve hatalı kararların düzeltilmesine imkân tanıyan bir üst yargı merciidir. Hukukta istinaf nedir bilmek, dava sürecinde hak kaybını önlemek için önemlidir.

İstinaf etmek ne demek? Hukukta istinaf etmek, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hem maddi hem hukuki yönleriyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini talep etmek anlamına gelir. Bu süreç, taraflara hatalı veya eksik kararların düzeltilmesi için ikinci bir şans tanır. Peki, istinaf edilmeden ne demek? Bu ifade, davanın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiğini gösterir. Yani taraflar, belirlenen süre içinde istinaf başvurusu yapmamışsa karar artık kesinleşir ve üst mahkemede yeniden incelenme imkânı ortadan kalkar. İstinaf nedir sorusuna yanıt arayanlar, Bölge Adliye Mahkemesi’nin görevlerini de bilmelidir.

İstinaf Mahkemesinin Başvuruyu Reddetme Durumları

istinaf nedir sorusunu cevaplayan ve dilekçe yazan kişi

İstinaf nedir ve hangi davalarda uygulanır sorusu, yargılamada en çok araştırılan konulardan biridir. İstinaf mahkemesi, yani Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek belirli durumlarda başvuruyu reddeder. Bu ret kararları, genellikle esastan red şeklinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümlerine dayanır. Aşağıda, sağlanan kaynaklara göre istinaf mahkemesinin başvuruyu reddetme gerekçeleri sistematik olarak incelenmiştir.

Genel İnceleme Kapsamı ve Ret Kararlarının Niteliği

İstinaf mahkemesi, başvuruyu dosya üzerinden veya keşif gibi ek incelemelerle değerlendirir. Ret kararları, ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir hukuki veya usuli hata bulunmaması halinde verilir. Bu kararlar, istinafın esastan reddi olarak nitelendirilir ve temyize konu olabilir.

Kaynaklarda vurgulandığı üzere, istinaf mahkemesi, “İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir” ifadesini sıkça kullanır. Benzer şekilde, başka bir kaynakta “İlk Derece Mahkemesi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir” belirtilmiştir. Bu, reddin temel dayanağını oluşturur. İstinaf nedir sorusuna verilecek en basit yanıt, ikinci derece yargılama hakkıdır.

Esastan Reddin Hukuki Dayanağı: HMK Madde 353/1-b-1

HMK’nın 353/1-b-1 maddesi, istinaf mahkemesinin başvuruyu esastan reddetme yetkisini düzenler. Bu maddeye göre, ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılık tespit edilmezse, istinaf başvurusu reddedilir. Kaynaklar, bu maddeyi doğrudan referans göstererek ret gerekçesini açıklar.

Örneğin, “Bölge Adliye Mahkemesince, HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir” (Kaynak 1) şeklinde bir ifade yer alır. Benzer bir gerekçe ile “davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir” denilmiştir. Bu madde, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmaması durumunda uygulanır: “İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/ b.1 hükmü gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”

Ret Kararlarının Gerekçeleri

İstinaf mahkemesi, başvuruyu şu durumlarda esastan reddeder:

1. Usul ve Esas Yönünden Hukuka Uygunluk

İlk derece mahkemesinin kararında usul kurallarına veya esas değerlendirmesine ilişkin bir aykırılık görülmezse ret kararı verilir. Bu, en yaygın gerekçedir ve kaynakların büyük çoğunluğunda tekrarlanır.

  • “İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”
  • “Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”
  • “İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine”

Bu gerekçe, dosya kapsamının tümünü kapsar ve istinaf sebeplerinin yerinde bulunmadığına işaret eder.

2. Delil ve Vakıa Değerlendirmesinde İsbetsizlik Olmaması

Delillerin takdiri ve vakıaların hukuki değerlendirilmesinde hata tespit edilmezse, başvuru reddedilir. İstinaf mahkemesi, ilk derece kararını bu açılardan onar.

  • “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine”
  • “Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine”

3. İstinaf Sebeplerinin Yerinde Bulunmaması

Başvurucunun ileri sürdüğü istinaf sebepleri, inceleme sonucunda kabul edilmezse ret kararı çıkar. Bu, sınırlı inceleme ilkesiyle uyumludur.

  • “İstinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine”
  • “Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafın istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine”
  • İstinaf nedir? Detaylı bilgi için tıklayın!

Ret Kararlarının Sonuçları ve Temyiz İmkânı

İstinaf nedir bilmeyenlerin esastan red kararı alması olasıdır. Esastan red kararı, ilk derece mahkemesinin hükmünü onar niteliktedir. Başvurucu, bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir. Kaynaklarda, ret kararlarının ardından temyiz başvurularının yapıldığı sıkça belirtilir.

Bu retler, istinaf sisteminin amacına uygundur: Gereksiz temyizleri önleyerek yargılamayı hızlandırmak. Ancak, ret gerekçesinin yetersiz veya hatalı olması halinde temyiz incelemesi bozma nedeni olabilir.

İstinaf Başvurusunun Esastan Reddedilmesi

HMK’nın 353. maddesi, BAM’nin istinaf incelemesi sonucunda verebileceği karar türlerini düzenler. Özellikle HMK m. 353/1-b-1 hükmü, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin temel dayanağı oluşturur. Bu madde uyarınca, BAM, ilk derece mahkemesinin kararında usul veya esas yönünden bir hukuka aykırılık tespit etmezse, başvuruyu esastan reddeder. Bu red, başvurunun şekil şartları açısından da geçerli olduğu varsayılarak, esasın incelenmesi sonucunda verilir ve ilk derece mahkemesinin kararını onar niteliktedir.

Kaynaklarda sıkça vurgulandığı üzere, esastan red kararı, dosya kapsamının, delillerin ve hukuki değerlendirmelerin hukuka uygunluğu üzerine kurulur.

Esastan Reddin Anlamı ve Sonuçları

Esastan reddedilme, istinaf başvurusunun yalnızca usulden değil, esasın tamamından incelenerek reddedilmesi demektir. Bu, BAM’nin ilk derece mahkemesinin vakıa tespiti, delil değerlendirmesi ve hukuki yorumunu doğru bulduğunu gösterir. Sonuç olarak:

  • İstinaf eden tarafın talepleri kabul edilmez ve ilk derece mahkemesinin hükmü kesinleşir.
  • Karar, temyiz yoluna başvurulabilir niteliktedir; ancak esastan red, temyiz incelemesinde de benzer gerekçelerle onanabilir.
  • Taraflar için bağlayıcıdır ve dava sürecinde yeni bir inceleme gerektirmez, ancak temyiz süresi içinde Yargıtay’a taşınabilir.

Bu anlam, kaynaklarda tutarlı bir şekilde yansır. Örneğin, “Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”. Benzer şekilde, “istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir” ifadesi, red kararının yasal dayanağını vurgular.

Esastan red, başvurunun yerinde görülmemesi nedeniyle verilir ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını teyit eder. “İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/ b.1 hükmü gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir” .

Kaynaklardan Örnekler ve Uygulama

Kaynaklar, esastan red kararlarının tipik gerekçelerini ve sonuçlarını detaylandırır. Çoğu kaynakta, BAM’nin incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesinin kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu tespiti ön plandadır. Bu, istinaf sebeplerinin reddedilmesiyle sonuçlanır. İstinaf nedir öğrenmek isteyenler için, bu yol hem maddi hem hukuki inceleme sağlar.

  • Davacı veya davalı vekillerinin başvurularında, “Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir” gibi ifadeler yaygındır.
  • HMK m. 353/1-b-1’e atıf yapan kaynaklar, red kararının yasal zorunluluğunu gösterir: “davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir”
  • İnceleme sonucunda, “tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”denilerek, delil takdirinin doğruluğu vurgulanır.

Bu örnekler, esastan reddin standart bir BAM kararı olduğunu ve genellikle temyiz aşamasına zemin hazırladığını ortaya koyar.

İstinafa başvurmayan temyize başvurabilir mi ?

İstinaf nedir bilmek, dava sürecinde doğru strateji belirlemenizi sağlar. HMK m. 361 uyarınca, kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı kabul edilmektedir. Bu hüküm, yargılama usulünün aşamalı yapısını korur ve tarafların istinaf aşamasını atlayarak doğrudan temyize gidilmesini engeller.

Örneğin, “6100 sayılı HMK’nın 361. maddesi uyarınca kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı” belirtilmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/4235 K. 2022/2193 T. 17.03.2022). Benzer şekilde, “kural olarak istinaf yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvuramaz” ifadesi, bu kuralın temelini vurgular (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/4719 K. 2022/5277 T. 29.06.2022).

Bu kuralın amacı, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) incelemesini zorunlu kılarak, Yargıtay’ın yalnızca hukuki denetimle yetinmesini sağlamaktır. İstinaf yoluna başvurmayan veya süresi içinde başvuramayan tarafın, karşı tarafın istinaf talebi üzerine BAM tarafından esastan reddedilen bir karar halinde temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur . Zira, bu durumda ilk derece mahkemesi kararı karşı taraf yönünden kesinleşmiş olur ve temyiz incelemesi gereksizdir.

Kuralın istisnası, istinaf yoluna başvurmayan tarafın hukuki yararının bulunması şartıyla temyiz yoluna başvurabilmesidir. Bu yarar, tipik olarak diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine BAM tarafından aleyhine yeni bir hüküm kurulması durumunda doğar.

“Ancak hukuki yararının bulunması halinde kararı temyiz edebileceği açıktır. Bir başka deyişle, istinaf yoluna başvurmayan taraf, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması halinde temyiz yoluna gidebilecektir” . Bu ifade, istisnanın çekirdeğini oluşturur ve benzer şekilde diğer kaynaklarda da yinelenir.

Somut olarak, eğer karşı taraf istinaf yoluna başvurur ve BAM bu başvuru üzerine ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak istinaf yoluna başvurmamış taraf aleyhine yeni bir hüküm kurarsa, bu taraf temyiz yoluna başvurabilir. “Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Bu durumda, hukuki yarar doğar çünkü tarafın aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmıştır.

İstinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvurabilmesi için temel şarthukuki yararının bulunmasıdır. Bu yarar, esasen diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine BAM tarafından aleyhine hüküm kurulması veya yeni bir karar verilmesiyle doğar. Aksi halde, temyiz başvurusu hukuken mümkün değildir ve reddedilir. Bu düzenleme, HMK m. 361‘in ruhuna uygun olarak yargılamanın aşamalı ilerlemesini güvence altına alır. Taraflar, istinaf aşamasını ihmal etmemeli ve hukuki yarar doğduğunda temyiz yolunu etkin kullanmalıdır.

İstinaf ne kadar sürer ?

Birçok kişi “istinaf mahkemesi ne kadar sürer” veya “istinaf ne kadar sürer” diye merak eder; bu süre davanın niteliğine göre değişmekle birlikte ortalama birkaç ay ile bir yıl arasında sürebilir. Hukuk davalarında ise hukuk istinaf süresi yine 2 haftadır ve bu süre içinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir. İş mahkemelerinde istinaf süresi genellikle kararın tebliğinden itibaren 2 hafta olarak belirlenmiştir. Bu süre içinde taraflar, kararı yeniden inceletmek için istinaf başvurusu yapabilir. İstinaf nedir sorusu, hukuki haklarını korumak isteyen herkes için önemlidir.

İstinaf başvurusu, belirli süreler içinde yapılması gereken kritik bir hukuki adımdır. Bu süreçte avukat desteği olmadan hareket etmek, hem başvuru dilekçesinin hazırlanmasında hem de gerekli belgelerin eksiksiz sunulmasında gecikmelere yol açabilir. Avukatla çalışmak, istinaf süresini kısaltır ve hatalı işlemler nedeniyle yaşanabilecek zaman kaybını önler. Profesyonel hukuki destek, sürecin doğru yönetilmesini sağlar ve davanın gereksiz yere uzamasını engeller. Unutmayın, istinaf süresi sınırlıdır; hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukatla ilerlemek en güvenli yoldur.

İstinafa gitmek ne demek?

İstinaf nedir öğrenmek, dava sürecinde zaman ve hak kaybını önler. Bu, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hem maddi hem hukuki açıdan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tekrar değerlendirilmesi anlamına gelir. Başvuru için hazırlanan istinaf dilekçesi nedir sorusunun cevabı ise, davanın hangi yönlerden hatalı olduğunu açıklayan ve istinaf mahkemesine sunulan resmi belgedir. Dosya istinafa giderse UYAP’ta “dosya durumu istinafta” olarak gözükmektedir. İstinaf nedir? Hukuki haklarını bilmek için hemen bilgi al!

İstinaf yolu açık ne demek?

Bu soru, mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmediğini anlamak için sıkça sorulur. Bu ifade, verilen kararın henüz kesinleşmediğini ve tarafların istinaf mahkemesine başvurarak kararı yeniden inceletebileceğini gösterir. İstinaf yolu açık olan davalarda, Bölge Adliye Mahkemesi hem maddi hem hukuki açıdan dosyayı tekrar değerlendirir. Bu durum, hatalı kararların düzeltilmesi ve adil yargılama hakkının korunması için önemli bir güvencedir. Eğer istinaf yolu kapalı ise, karar kesinleşmiş demektir ve artık üst mahkemeye başvuru imkânı bulunmaz. Avukata ulaş, istinaf nedir öğren!

Örneğin:
Bir iş mahkemesi, kıdem tazminatı davasında karar verdi. Karar metninde “İstinaf yolu açık” ifadesi yer alıyorsa, bu şu anlama gelir: Taraflar, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurarak kararı yeniden inceletebilir. Eğer bu süre içinde istinaf başvurusu yapılmazsa, karar kesinleşir ve artık temyiz veya başka bir üst mahkeme incelemesi mümkün olmaz.

Kesin karara karşı istinaf nedir?

Türk hukuk sisteminde istinaf, yalnızca kesinleşmemiş mahkeme kararları için geçerli bir kanun yoludur. Eğer bir karar “kesin” olarak belirtilmişse veya yasal sınırlar nedeniyle kesinleşmişse, bu karara karşı istinaf başvurusu yapılamaz. Peki, kesin karar sonrası ne yapılabilir? Bu durumda olağanüstü kanun yolları devreye girer. Kanun yararına temyiz, yargılamanın yenilenmesi veya ceza davalarında CMK m. 308/A kapsamında yapılan itirazlar, kesinleşmiş kararların düzeltilmesi için kullanılabilecek istisnai yöntemlerdir. Kısacası, kesin karara karşı istinaf mümkün değildir; ancak hukuki hataların giderilmesi için özel yollar mevcuttur.

Temyiz ve istinaf arasındaki fark nedir?

İstinaf nedir bilmek, temyiz ve istinaf farkını anlamaya yardımcı olur. Türk hukuk sisteminde her iki kavram da üst mahkemeye başvuru yolunu ifade eder, ancak işlevleri farklıdır. İstinaf, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hem maddi hem hukuki yönleriyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesidir. Bu süreçte deliller tekrar değerlendirilir ve gerekirse yeni bir karar verilir. Temyiz ise Yargıtay tarafından yapılan hukuki denetimdir; burada yalnızca kararın kanuna uygunluğu kontrol edilir, deliller yeniden incelenmez. Kısacası, istinaf ikinci derece yargılama, temyiz ise hukuki denetim mekanizmasıdır.

Temyiz süresini kaçırdım ne yapmalıyım?

İstinaf süresinin kaçırılması, başvurunun süre yönünden reddine yol açar. Bu red, Bölge Adliye Mahkemesince ön inceleme aşamasında yapılır ve esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın usulden karar verilir. Red kararı, kesin nitelikte olup, temyiz yolu açıktır; ancak temyiz de süreye tabidir.

HMK’nın 346/1. maddesi gereğince, kanuni süre geçtikten sonra verilen istinaf dilekçesi reddedilir. Benzer şekilde, HMK’nın 352/1-c maddesi, Bölge Adliye Mahkemesinin bu başvuruyu süre aşımı nedeniyle reddetmesini düzenler. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin kararı kesinleşir ve icra yolu açılır.

Yargı kararlarında bu kural tutarlılıkla uygulanmıştır. Örneğin, “davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 346/1.maddesi gereğince kanuni süre geçtikten sonra verildiğinden reddine…” karar verilmiştir.

İstisnai Durumlar

Genel kural süre yönünden red olsa da, istisnai hallerde Yargıtay bozma kararı verebilir. Özellikle tebliğ usulsüzlüğü durumunda süre yeniden başlar ve red hatalı sayılır.

Bu istisnalar, sürenin doğru hesaplanmasını ve tebliğin usulüne uygunluğunu gerektirir. Aksi halde, red kesinleşir.

Katılma Yoluyla Temyiz Başvurusu

Katılma yoluyla temyiz, temyiz dilekçesine cevap veren tarafın, doğrudan temyiz hakkı bulunmasa veya başvuru süresini kaçırmış olsa dahi, cevap dilekçesiyle temyiz iradesini açıklamasıdır. Bu yol, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 348. ve 366. maddelerine dayanır.

HMK’nın 366/1. maddesi yollamasıyla 348/1. maddesi uyarınca, “temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, temyiz kanun yoluna başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile vereceği cevap dilekçesi ile temyiz kanun yoluna başvurabilir”

Katılma Yoluyla Temyiz Şartları :

Katılma yoluyla temyiz başvurusu, belirli şartların varlığında mümkündür. Bu şartlar, asıl temyiz başvurusunun usulüne uygunluğu, süreler ve iradenin açık beyanı etrafında şekillenir.

Asıl Temyiz Başvurusunun Varlığı ve Bağlılık

Başvurunun temel koşulu, karşı tarafın usulüne uygun ve süresinde temyiz yoluna başvurmuş olmasıdır. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır ve ona tabidir. Doğrudan kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan veya süresini kaçırmış taraf, “diğer tarafın süresinde kanun yoluna başvurması üzerine, bu dilekçeye karşı kanunda öngörülmüş süre içinde yazılı bir biçimde cevap verirken kararla ilgili olarak kanun yolu incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin iradesini açıklayacak olursa” katılma yoluyla talepte bulunabilir . Aynı tarafta yer alan kişilerin birbirlerinin temyizlerine katılma hakkı bulunmaz; bu, usul hukukuna aykırıdır.

Süre ve Şekil Şartları

Başvuru, asıl temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde yapılmalıdır . Cevap dilekçesiyle birlikte temyiz harcı yatırılmalı ve irade açıkça belirtilmelidir. “Temyiz dilekçesine süresi içerisinde cevap verecek taraf, bu vereceği cevap ile birlikte kendine özgü temyiz sebepleri ileri sürdüğünde bu dilekçeyi katılma yoluyla temyiz olarak tanımlamak mümkündür” .

İçerik ve Kapsam Şartları

Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz sebepleriyle sınırlıdır ve temyiz konusu edilmeyen hususlara yönelik itirazlar ileri sürülemez.

İş Mahkemesi Kararlarında Katılma Yoluyla Temyiz Mümkün Mü?

Geçmişte, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu döneminde bu yöntem yasada açıkça düzenlenmediği için genellikle kabul görmemiş ve yapılan başvurular süre aşımı gerekçesiyle reddedilmiştir. Günümüzde ise katılma yoluyla temyiz, karşı tarafın usulüne uygun şekilde temyiz başvurusu yapması halinde, belirlenen süre içinde ve hukuki yarar bulunması koşuluyla mümkündür. Bu uygulama, HMK hükümleri ve Yargıtay içtihatları ile desteklenmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, asıl temyiz başvurusu yoksa veya istinaf aşamasında gerekli adımlar atılmamışsa, katılma yoluyla temyiz talebi reddedilecektir. Profesyonel avukat desteğiyle süreci hızlandır!

Sıkça Sorulan Sorular

1. İstinaf nedir?

İstinaf, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hem maddi hem hukuki yönleriyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur.

2. İstinafa gitmek ne demek?

İstinafa gitmek, mahkeme kararının hatalı veya eksik olduğu düşünülerek istinaf mahkemesine başvuru yapılması anlamına gelir.

3. İstinaf süresi ne kadardır?

Hukuk davalarında istinaf süresi genellikle kararın tebliğinden itibaren 2 haftadır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir.

4. İstinaf mahkemesi ne kadar sürer?

İstinaf incelemesi davanın niteliğine göre değiştmektedir.

5. İstinaf yolu açık ne demek?

Bu ifade, mahkeme kararının kesinleşmediğini ve istinaf başvurusu yapılabileceğini gösterir.

6. Kesin karara karşı istinaf mümkün mü?

Hayır, kesinleşmiş kararlara karşı istinaf başvurusu yapılamaz. Ancak olağanüstü kanun yolları (yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına temyiz) kullanılabilir.

7. Temyiz ve istinaf arasındaki fark nedir?

İstinaf, kararın hem maddi hem hukuki yönleriyle yeniden incelenmesini sağlar. Temyiz ise yalnızca hukuki denetim yapar ve Yargıtay tarafından gerçekleştirilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir