Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca düzenlenen ve tarafların evlilik birliğini karşılıklı mutabakatla sona erdirmelerine olanak tanıyan bir boşanma türüdür. Bu makalede, anlaşmalı boşanma protokolü ve bu protokolün iptali süreci, Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında detaylı biçimde analiz edilmektedir.
Boşanma protokolünün geçerliliği, tarafların özgür iradeleriyle hareket etmesi, bu iradenin mahkeme tarafından denetlenmesi, ve protokolde yer alan düzenlemelerin hukuka ve kamu düzenine uygunluğu gibi temel kriterlere bağlıdır. Ayrıca, protokolde yer alması gereken zorunlu unsurlar (nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat vb.) eksiksiz biçimde düzenlenmelidir.
Makale, tarafların anlaşmadan cayma hakkı, bu hakkın hukuki sonuçları, ve mahkemenin protokolü uygun bulma kriterleri üzerine odaklanmakta; anlaşmalı boşanma sürecinin çekişmeli boşanmaya dönüşme ihtimali, temyiz hakkı, ve protokolün bağlayıcılığı gibi kritik noktaları da ele almaktadır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler, 2025 yılı güncel yargı kararları ve uygulamaya yön veren örnekler üzerinden şekillendirilmiş olup, hem hukukçular hem de boşanma sürecindeki bireyler için yol gösterici niteliktedir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Temel Unsurları
Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen ve mahkeme kararının dayanağını oluşturan resmi bir belgedir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre, bu protokolde yer alması gereken bazı zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlar, hem tarafların haklarını korumak hem de mahkemenin kararını net ve uygulanabilir hale getirmek açısından büyük önem taşır.
1. Boşanmanın Mali Sonuçları
Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talep edip etmedikleri açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, yoksulluk nafakası düzenlemesi de net bir şekilde yer almalıdır. Taraflar bu konularda herhangi bir talepte bulunmuyorsa, bu durum da açıkça ifade edilmelidir. Bu düzenlemeler, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önüne geçmek için kritik öneme sahiptir.
- Mal Varlığına İlişkin Hususlar: Mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, eşya alacağı (Yargıtay 2. HD, 2024/9363, 2024/7992; Yargıtay 8. HD, 2015/5360).
- Yargıtay – 2. Hukuk Dairesi – 2024/9363 – 2024/9861 – 11.12.2024
- Diğer Hususlar: Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti (Yargıtay 2. HD, 2024/7992).
2. Çocuk varsa anlaşmalı boşanma olur mu?
Evet. Çocuk varsa anlaşmalı boşanma olur. Eğer evlilikten müşterek çocuklar doğmuşsa, protokolde şu hususlar mutlaka yer almalıdır:
- Velayet: Hangi ebeveyne verileceği açıkça belirtilmelidir.
- Kişisel ilişki düzeni: Velayet verilmeyen ebeveynin çocukla ne zaman, nasıl görüşeceği net şekilde yazılmalıdır.
- İştirak nafakası: Çocukların bakım ve eğitim giderleri için ödenecek nafaka miktarı ve ödeme şekli belirtilmelidir.
Bu unsurlar, mahkemenin özellikle çocukların menfaatlerini koruma yükümlülüğü nedeniyle büyük önem taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/582 E., 2025/24 K. sayılı kararında hâkimin, “tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceği” ifade edilmiştir. Bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi halinde boşanmaya hükmolunur.
3. Protokolün Açıklığı ve İnfaz Edilebilirliği
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/8080 E., 2012/5362 K. sayılı kararında, protokol hükümlerinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açık ve net olması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme kararının hüküm fıkrasına eksiksiz olarak geçirilmesi, uygulamada yaşanabilecek sorunların önüne geçmek için gereklidir.Ülkemizde en fazla hukuki sorun bu kısımda ortaya çıkmaktadır. Her dava kendisine özgü olduğu için mutlaka protokol kişiler özelinde avukat aracılığıyla hazırlanmalıdır. Örneğin protokolde ” Çocuğun velayeti annede olacaktır. Babanın çocuğu görme hakkı vardır.” gibi bir ifade uygulanabilir değildir. Babanın ne zaman çocuğu göreceği açık değildir.
4.İhtiyari Unsurlar
Taraflar, zorunlu unsurlar dışında, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla boşanmanın diğer yan sonuçlarına ilişkin düzenlemelere de protokolde yer verebilirler (Hoşbaş, 2024).
Tarafların İradesinin Özgürce Açıklanması ve Mahkeme Denetimi
Anlaşmalı boşanma davalarında taraf iradesinin serbestçe açıklanması, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararının geçerliliği açısından temel bir şarttır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde, bu ilkenin uygulanmasında mahkemenin tarafları bizzat dinlemesi gerektiği yönünde istikrarlı bir içtihat oluştuğu görülmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/5548 E., 2018/14612 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı boşanma kararının yalnızca vekil beyanlarına dayanarak verilmesinin usule aykırı olduğu açıkça belirtilmiş; tarafların şahsen beyanlarının alınmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, anlaşmalı boşanma protokolünün geçerliliği için şekli değil, maddi bir denetim mekanizmasının işletilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Mahkeme, duruşma sırasında tarafların beyanlarını değerlendirirken, bu beyanların baskı, tehdit, hile veya ikrah altında olup olmadığını da göz önünde bulundurmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1941 E., 2019/475 K. sayılı kararında, hâkimin görevinin sadece beyan almak değil, aynı zamanda tarafların özgür iradeyle hareket ettiklerini denetlemek olduğu ifade edilmiştir.
Bu bağlamda, anlaşmalı boşanma protokolüne göre boşanma kararının verilebilmesi için hâkimin, tarafların samimi ve serbest iradeyle boşanma talebinde bulunduğuna kanaat getirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, verilen kararın hukuki geçerliliği tartışmalı hale gelir ve bozma nedeni oluşturabilir.
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların özgür iradeleriyle hareket etmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi kapsamında boşanma kararının geçerliliği için vazgeçilmez bir koşuldur. Hukuk literatüründe bu durum, anlaşmalı boşanmanın “temel yapı taşı” olarak tanımlanmakta ve irade serbestliği olmadan verilen kararların hukuki geçerliliği sorgulanmaktadır (Hoşbaş, 2024).
Mahkemenin bu irade serbestliğini denetleme görevi, kanunla açıkça düzenlenmiştir. TMK m. 166/3’e göre hâkimin, tarafları bizzat dinlemesi zorunludur. Bu dinleme, yalnızca şekli bir prosedür değil; tarafların beyanlarının baskı, tehdit, hile veya korkutma gibi irade sakatlığı halleri içermediğini tespit etmeye yönelik maddi bir denetim mekanizmasıdır. Şeyda Şanlı Yalın (2017), bu yükümlülüğü “hakimin boşanma kararı verebilmesi için tarafları bizzat dinlemesi ve bu hususta taraf iradelerinin serbest olarak açıklandığı sonucuna kanaat etmesi gerekmektedir” şeklinde açıklamaktadır.
Hakim, duruşma sırasında tarafların ruhsal ve fiziksel durumlarını gözlemleyerek, herhangi bir irade sakatlığı olup olmadığını titizlikle araştırmalıdır. İlayda Alev Kılınç (2024), bu süreci “eşlerin iradelerinin serbestçe açıklanıp açıklanmadığına yönelik değerlendirme yapılmasını amaçlayan bir denetim” olarak tanımlamaktadır. Özellikle korkutma, tehdit veya baskı gibi durumlar tespit edilirse, hâkimin protokolü onaylamaması gerekir.
Bu gibi durumlarda, tarafların yeni ve özgür iradeyle hazırlanmış bir boşanma protokolü sunmaları gerekebilir. Hoşbaş (2024), bu konuda hâkimin taraflara “her iki eşin de hür iradesiyle imzalayarak kabul etmiş olduğu yeni bir boşanma protokolü sunmaları” yönünde yönlendirme yapması gerektiğini belirtmektedir. Eğer irade sakatlığı giderilemezse, dava çekişmeli boşanma sürecine dönüşür.
Bu nedenlerle tarafların anlaşmalı boşanma için duruşmaya katılımları zorunludur. Ülkemizde bazı mahkemelerde anlaşmalı boşanma duruşmaları 3-5 dakika sürse de bu husus oldukça yanlış bir uygulamadır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Geçerlilik Şartları
İncelenen kararlar, anlaşmalı boşanma protokolünün hukuken geçerli kabul edilmesi için şekli ve esasa ilişkin bir dizi şartı zorunlu kılmaktadır:
- Tarafların İmzası: Protokol, “her iki asılın imzasını taşıyan” (Yargıtay 2. HD, 2024/2749) veya “tarafların müştereken imzaladıkları” (Yargıtay 2. HD, 2022/2151) bir belge olmalıdır. (Yargıtay – 2. Hukuk Dairesi – 2022/2151 – 2022/2606 – 21.03.2022)
- Hâkim Önünde Bizzat Beyan: Bu, en temel geçerlilik şartı olarak öne çıkmaktadır. Tarafların mahkeme huzuruna bizzat çıkarak protokoldeki iradelerini serbestçe açıkladıklarını beyan etmeleri zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2013 tarihli kararında bu durum net bir şekilde ifade edilmiştir: “duruşma dışında hazırlanan boşanma protokolünün sunulması yeterli olmayıp, eşlerin bizzat duruşmaya katılıp iradelerini hakim önünde açıklamaları gerekir.” (2012/22825 E., 2013/9417 K.). Tarafların bizzat beyanları alınmadan verilen anlaşmalı boşanma kararları usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2018/5548 E., 2018/14612 K.).
- Hâkimin Onayı: Protokolün içeriği hâkim tarafından uygun bulunmalıdır. Hâkim, tarafların anlaşmasının kamu düzenine, genel ahlaka ve tarafların menfaatlerine uygun olup olmadığını denetler (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/367 E., 2005/375 K.; Yargıtay 3. HD, 2015/19705 E., 2016/2083 K.).
- İradelerin Çelişkisiz Olması: Tarafların beyanları arasında tam bir uyum olmalı ve kendi içinde çelişki taşımamalıdır. Aksi takdirde anlaşmalı boşanma koşullarının oluşmadığı kabul edilebilir (Yargıtay 2. HD, 2009/2794 E., 2010/5142 K.).
Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Cayma
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların iradelerinden cayma hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi kapsamında sıkça tartışılan bir konudur. Yargıtay kararları, bu konuda açık ve yerleşik bir içtihat geliştirmiştir. Buna göre, taraflar anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar bu yöndeki iradelerinden tek taraflı bir beyanla dahi dönebilirler.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/2615 E., 2015/16009 K. sayılı kararında bu durum şu şekilde açıklanmıştır:
“Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar, eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır.”
Yargıtay – 2. Hukuk Dairesi – 2015/2615 – 2015/16009 – 16.09.2015
Bu içtihada göre, taraflardan biri anlaşmalı boşanma protokolünü kabul etmekten vazgeçerse, mahkeme bu protokolü esas alarak boşanma kararı veremez. Bu durumda, dava anlaşmalı boşanma niteliğini kaybeder ve çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Hukuki Süreç Nasıl İşler?
- Taraflardan biri, duruşma öncesi veya duruşma sırasında anlaşmadan döndüğünü beyan ederse, mahkeme bu beyanı dikkate alır.
- Anlaşmalı boşanma şartları ortadan kalktığı için, dava artık TMK m. 166/1-2 kapsamında değerlendirilir.
- Mahkeme, taraflara iddia ve savunmalarını sunmaları, delillerini bildirmeleri için süre verir.
- Yargılama, çekişmeli boşanma usulüne göre devam eder.
Bu süreçte, anlaşmalı boşanma protokolü artık geçerliliğini yitirir ve mahkeme, tarafların ileri sürdüğü iddialar doğrultusunda karar verir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Müşterek Çocuğun Velayeti
Anlaşmalı boşanma davalarında müşterek çocukların durumu, protokolün en kritik ve vazgeçilmez unsurlarından biridir. Hukuk literatürü ve Yargıtay kararları, tarafların yalnızca boşanmanın mali sonuçları değil, aynı zamanda velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki düzeni gibi çocuklara ilişkin konularda da tam bir mutabakata varmalarının zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Sedanur Asan (2023), bu zorunluluğu “Bu hususlar üzerinde anlaşmak, anlaşmalı boşanmanın maddi şartlarından birini oluşturduğu için herhangi bir anlaşmazlığın bulunması durumunda mahkemece boşanmaya hükmedilemeyecektir” şeklinde ifade etmektedir. Benzer şekilde, İlayda Alev Kılınç (2024), “Eşler velayet hariç diğer tüm konularda anlaşmış olsalar dahi, ortak çocuğun ya da çocukların durumu hakkında anlaşılamaması halinde anlaşmalı boşanmadan söz edilmesi mümkün değildir” diyerek konunun önemini vurgulamaktadır.
Anlaşmalı Boşanmada çocuğun velayetini verdim ama çok pişmanım ne yapabilirim ?
Taraflar, anlaşmalı boşanma protokolünde vardıkları mutabakattan, mahkeme kararı kesinleşinceye kadar tek taraflı olarak dönebilirler. Bu konuda tarafları kısıtlayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Şeyma Sümeyra Genç (2023), “Anlaşmalı boşanma davasında karar kesinleşinceye kadar eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususundaki irade beyanlarından dönmelerini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır” diyerek bu hakkı açıkça ortaya koymaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir. Sedanur Asan’ın (2023) aktardığı bir kararda, “Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır” denilmektedir.
Anlaşmalı boşandıktan sonra velayet davası açılabilir mi ?
Velayet, Türk Medeni Kanunu’na göre kamu düzenine ilişkin bir konudur. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı dava sırasında mahkemece verilen velayet kararı kesin hüküm teşkil etmez. Boşanma sonrasında ortaya çıkan yeni koşullar doğrultusunda, velayet değişikliği talep edilmesi mümkündür. Yani, anlaşmalı boşanma sonrası velayet davası açılabilir.
Anlaşmalı boşanma protokolü için profesyonel yardım alın.
Velayet Değişikliği İçin Gerekli Şartlar
Velayet kararının değiştirilmesi için bazı hukuki ve fiili şartların oluşması gerekir:
- Yeni gelişmelerin ortaya çıkması: Velayeti alan ebeveynin çocuğun bakımını ihmal etmesi, yaşam koşullarının çocuğun sağlığına veya psikolojik gelişimine zarar vermesi gibi durumlar.
- Çocuğun üstün yararı: Mahkeme, velayet değişikliği taleplerini değerlendirirken çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimini esas alır.
- Zamanaşımı yoktur: Boşanma kesinleştikten sonra, çocuk reşit olana kadar herhangi bir zamanda velayet değişikliği davası açılabilir.
Velayet Davası Süreci Nasıl İşler?
- Dava, çocuğun ikamet ettiği yerdeki Aile Mahkemesi‘nde açılır.
- Mahkeme, pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının raporları doğrultusunda karar verir.
- Çocuk 8 yaşından büyükse, mahkeme çocuğun görüşünü alabilir.
- Taraflar, velayetle birlikte kişisel ilişki düzeni ve nafaka miktarı gibi konularda da yeniden düzenleme talep edebilir.
Velayet Değişikliği Davasında Talep Edilebilecekler
- Velayetin diğer ebeveyne verilmesi
- İştirak nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması
- Çocukla kişisel ilişki günlerinin yeniden belirlenmesi
Anlaşmazlığın Davanın Niteliğine Etkisi
Taraflar arasında çocukların durumu hakkında bir anlaşmazlık çıkması veya taraflardan birinin daha önce varılan anlaşmadan cayması, davanın niteliğini doğrudan etkiler. Bu durumda, anlaşmalı boşanma protokolünün hükümleri geçersiz hale gelir ve dava, çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam eder.
İlknur Pınar Zehir (2017), bu dönüşümü “Anlaşmalı boşanma davasında da; tarafların düzenlemede anlaşamadıkları unsurlar, boşanma kararının verilmesine engeldir… taraflar arasında bir anlaşmazlık olduğundan dava, çekişmeli yargılama esaslarına göre derdest edilmelidir” şeklinde açıklamaktadır. Yargıtay da bu görüşü desteklemekte ve “Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma protokolünün hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının ‘çekişmeli boşanma’ olarak görülmesi gerekir” ifadesiyle kararlarını şekillendirmektedir.WhatsApp üzerinden hızlı hukuki destek alın.
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçtikten sonra çekişmeli boşanma davası açılabilir mi ?
Evet. Anlaşmalı Boşanmadan vazgeçtikten sonra çekişmeli boşanma davası açılabilir. Ancak anlaşmalı boşanma gerçekleştiyse ve karar kesinleştiyse artık vazgeçme mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat davası açılır mı?
Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra maddi ve manevi tazminat talep edilmesi, kural olarak mümkün değildir. Tarafların anlaşması, boşanmanın mali sonuçlarını kapsar nitelikte olup, tazminat hakları tasfiye edilmiş sayılır. İstisnai olarak, protokolde saklı tutma varsa veya dava çekişmeli boşanmaya dönüşmüşse talep hakkı doğabilir
Anlaşmalı boşandıktan sonra aldatma davası açılır mı?

Anlaşmalı boşanmadan sonra aldatıldığınızı öğrenseniz dahi boşanma davası açamazsınız. Yargıtay genel kurulu kararına göre burumda manevi tazminat hakkınız bulunmaktadır ancak dava genel hükümlere göre gülmektedir.
BOŞANMANIN KESİNLEŞMESİNDEN SONRA VARLIĞI ANLAŞILAN VAKIAYA DAYALI DAVA GENEL HÜKÜMLERE TABİDİR. (T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO : 2017/2-2493 KARAR NO : 2021/108 )
Örneğin anlaşmalı boşanma sonrasında çocuğunuzun sizden olmadığını öğrendiğinizde boşanma davası kapsamında herhangi bir talepte bulunamazsınız ancak bu Türk Medeni kanunu gereği kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan GENEL HÜKÜMLERE göre tazminat davası açabilirsiniz. burada görevli mahkeme AİLE MAHKEMELERİDİR.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünün İptal Şartları
Yargı kararları, protokolün iptali için iki temel dönem ve buna bağlı farklı şartlar öngörmektedir:
Boşanma Kararı Kesinleşmeden Sonra İptal: Boşanma kararı kesinleştikten sonra protokolün iptali, ancak irade sakatlığı hallerinde mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/6137 E. sayılı kararına göre, bu durum Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesi kapsamında değerlendirilir. Buna göre, “yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf” protokolün iptalini isteyebilir. Ancak bu hakkın, “yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde” kullanılması zorunludur. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Anlaşmalı boşanma sürecinde tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları ve mahkeme huzurunda onayladıkları protokol, hukuki bağlayıcılığı olan bir belgedir. Ancak bazı durumlarda taraflardan biri, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra bu protokolün iptalini talep edebilir. Bu tür talepler, hukukun temel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilir. Destek almak için hemen yazın.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, mahkemeye sunulan ve duruşmada açıkça kabul edilen bir protokolün sonradan iptalini istemek, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilir. Özellikle, tarafın protokolü kendi özgür iradesiyle imzaladığı ve mahkeme huzurunda bu iradeyi teyit ettiği durumlarda, iptal talebi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/945 E. sayılı kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Kararda, protokolün iptaline yönelik talebin, “hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu” gerekçesiyle reddedildiği ifade edilmiştir. Bu karar, anlaşmalı boşanma sürecinde verilen beyanların ve yapılan mutabakatların ne denli ciddi ve bağlayıcı olduğunu göstermektedir.
Boşanma Kararı Kesinleşmeden Önce İptal (Anlaşmadan Dönme): Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, tarafların anlaşmalı boşanma protokolündeki irade nihai değildir ve karar kesinleşinceye kadar bu iradeden dönebilirler. Bu durum, bir “iptal davası” gerektirmeksizin, temyiz gibi kanun yollarına başvurarak veya dosyaya sunulacak bir dilekçe ile gerçekleştirilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1941 E. sayılı kararında bu durum net bir şekilde ifade edilmiştir:”Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçlan, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır.” Bu durumda anlaşma bozulur ve dava çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam eder.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Taşınmaz Devri Taahhüdü
Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanma sürecinde mal paylaşımı dahil birçok konuda uzlaştıkları ve mahkemece onaylanan resmi bir belgedir. Bu protokolde yer alan taşınmaz devri taahhüdü, ancak protokolün geçerli olması halinde hukuki sonuç doğurur. Eğer protokol geçersiz sayılırsa, bu taahhüde dayanılarak yapılan tapu tescili işlemi de yolsuz tescil niteliği kazanır ve tapu iptali ve tescil davasına konu olabilir.
Anlaşmalı boşanma protokolünün Geçersizliği Durumları

Aşağıdaki durumlarda anlaşmalı boşanma protokolü geçersiz sayılabilir:
- İrade sakatlığı (baskı, tehdit, hile, ikrah)
- Mahkeme onayı olmaması
- Taşınmazın mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olması
Bu gibi durumlarda, protokolde yer alan taşınmaz devri taahhüdü hukuki geçerlilik kazanmaz. Yargıtay kararlarına göre, hakim tarafından onaylanmamış bir protokoldeki taşınmaz devri vaadi, resmi şekil şartını taşımadığı için geçersizdir ve bu taahhüde dayanarak tapu tescili yapılamaz.
Yolsuz Tescil ve Tapu İptali Davası
Geçersiz bir anlaşmalı boşanma protokolüne dayanarak yapılan tapu tescili, yolsuz tescil olarak kabul edilir. Bu durumda, taşınmazın gerçek hak sahibi, tapu iptali ve tescil davası açarak mülkiyetin kendisine geçirilmesini talep edebilir.
- Görevli mahkeme: Aile Mahkemesi (protokol boşanma kararının eki ise),
- Yetkili mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi
- Deliller: Boşanma protokolü, mahkeme kararı, tapu kayıtları
Yargıtay uygulamasına göre, anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde “Aile Mahkemesi sıfatıyla” görülmemesi, bozma sebebidir. (Yargıtay 2. HD, 2016/445 E., 2016/20965 E.).
Protokolü Avukata Hazırlatın

Anlaşmalı boşanma protokolü, özellikle taşınmaz devri gibi hususlar içerdiğinden avukata hazırlatılması gerekmektedir. Aksi halde hem boşanma gerçekleşmiş olup hem de tapu devrini alamazsınız.
Eğer protokolde yer alan taşınmaz devri taahhüdü, hukuki geçerlilik taşımazsa — örneğin mülkiyeti başkasına ait bir taşınmazın devri vaat edilmişse ya da protokol mahkemece onaylanmamışsa — bu durumda yapılan tapu tescili yolsuz tescil sayılır ve tapu iptali davası ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
WhatsApp’tan hızlı danışmanlık alın.Süreç karmaşık mı? Avukatlarımızla hemen konuşun.
Anlaşmalı Boşanma Davasında Gerekçeli Karar
Anlaşmalı Boşanma davasında gerekçeli kararda yalnızca anlaşmalı boşanma protokolüne atıf yapılması bozma sebebidir. protokolde yer alan tüm unsurların gerekçeli kararda tek tek yer alması gerekmektedir. Bu hususta anlaşmalı boşanma davasında gerekçeli karar kontrol edilmeli eksiklik var ise düzeltilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012/25949 E., 2013/11249 K. sayılı kararında bu zorunluluk, “protokol hükümlerinin infazı bakımından, protokole atıf yapılmakla yetinilmemesi, anlaşılan bütün hususlara ayrıca kararın hüküm fıkrasında da yer verilmesi gerekir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kurala uyulmaması, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına neden olmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2011/8080 E., 2012/5362 K.). Boşanma sürecinizde uzman desteği alın.
Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Uyulmamasının Hukuki Sonuçları

Anlaşmalı boşanma protokolü, mahkeme tarafından onaylandığında boşanma kararının eki haline gelir ve taraflar açısından ilam niteliğinde bağlayıcı bir sözleşme özelliği kazanır. Bu belge, yalnızca boşanma sürecini değil; mal paylaşımı, nafaka, velayet gibi konularda da tarafların hak ve yükümlülüklerini belirler.
Anlaşmalı Boşanma Davası Açmadan Önce Bilmeniz Gerekenler!
Tüm detaylar burada
Protokole Uyulmaması Durumunda Ne Olur?
Taraflardan biri, mahkemece onaylanmış protokol hükümlerine uymadığında, diğer tarafın yasal yollara başvurma hakkı doğar. Bu durumda açılacak dava, mal rejiminin yeniden tasfiyesi değil; doğrudan “protokol gereğinin yerine getirilmesine ilişkin alacak davası” niteliği taşır. Örneğin taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde, eşlerden birinin diğerine ait bir taşınmazı devretmeyi taahhüt ettiğini kararlaştırmıştır. Mahkeme bu protokolü onaylamış ve boşanma gerçekleşmiştir. Ancak taşınmaz devri yapılmamıştır.
Bu durumda, taşınmazı devralması gereken taraf, şu gerekçeyle dava açabilir:
“Mahkemece onaylanmış anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan taşınmaz devri taahhüdü yerine getirilmemiştir. Bu nedenle, protokol gereğinin ifası için tapu iptali ve tescil talepli alacak davası açıyorum. ” Yani mal rejiminin tasfiyesi dava açılırsa reddedilecektir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2013/19038 E., 2014/19667 K. sayılı kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma protokolüne uyulmaması halinde açılacak davanın, protokoldeki taahhütlerin yerine getirilmesine yönelik olduğu vurgulanmıştır. Hukuki destek için hemen iletişime geçin! 👉 Tıklayın
Taşınmaz Devri ve Tapu İptali
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/2433 E., 2024/2082 K. sayılı kararında ise, protokolde yer alan taşınmaz devri taahhüdüne uyulmaması nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davası kabul edilmiştir. Bu karar, mahkeme onaylı protokolün, taşınmaz devri gibi maddi haklar açısından da doğrudan uygulanabilir olduğunu göstermektedir.
Protokolde taşınmazın taraflardan birine devri değil de, “ev satılıp bedeli yarı yarıya bölüşülecektir” gibi farklı bir tasfiye yöntemi kararlaştırılmışsa, bu protokole dayanılarak tapu iptal ve tescil talep edilemez. (Yargıtay 2. HD, 2024/3133).
Hemen Avukat Desteği Alın!
Boşanma sürecinizde hukuki haklarınızı güvence altına almak için uzman desteği şart.
Anlaşmalı boşanma protokolünüzü eksiksiz ve geçerli şekilde hazırlatmak, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını önler.
WhatsApp üzerinden hemen avukatla iletişime geçin!
Hukuki Değerlendirme
- Mahkeme onaylı protokol, ilam niteliğinde belge olarak icra edilebilir.
- Protokole aykırı davranış, sözleşmeye aykırılık teşkil eder.
- Taşınmaz devri taahhüdü yerine getirilmezse, tapu iptali ve tescil davası açılabilir.
- Alacak davası açılarak, protokoldeki mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi talep edilebilir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği
1. TARAFLAR
DAVACI/DAVALI (KOCA): [Adı Soyadı], [TC Kimlik No], [Adres]
DAVACI/DAVALI (KADIN): [Adı Soyadı], [TC Kimlik No], [Adres]
2. KONU
İşbu protokol, tarafların karşılıklı anlaşma suretiyle boşanmaları, boşanmanın mali sonuçları, müşterek çocukların durumu ve mal rejiminin tasfiyesi hususlarını düzenlemek amacıyla, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca [Tarih] tarihinde düzenlenmiş ve imza altına alınmıştır.
3. PROTOKOL MADDELERİ
A. BOŞANMA İRADESİ
Taraflar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın çekilmez hale geldiğini kabul ederek, karşılıklı olarak boşanmayı kabul ve beyan etmişlerdir. Her iki taraf da boşanma konusunda tam bir mutabakat içerisindedir.
B. VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ
- Tarafların müşterek çocukları [Çocuğun Adı Soyadı] (Doğum Tarihi: [Tarih])’in velayeti, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren ANNE/BABA [Tarafın Adı]‘ya verilecektir.
- Velayet kendisine verilmeyen taraf ile müşterek çocuk arasında aşağıdaki şekilde şahsi münasebet (kişisel ilişki) tesis edilecektir:
* Hafta Sonları: Her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi günü saat 10:00’dan Pazar günü saat 18:00’a kadar, * Dini Bayramlar: Ramazan Bayramı’nın 2. günü saat 10:00’dan 3. günü saat 18:00’a kadar; Kurban Bayramı’nın 2. günü saat 10:00’dan 3. günü saat 18:00’a kadar, * Sömestr Tatili: Okulların yarıyıl tatilinin ilk haftası Pazartesi günü saat 10:00’dan takip eden Pazar günü saat 18:00’a kadar, * Yaz Tatili: Her yıl Temmuz ayının 1. günü saat 10:00’dan Temmuz ayının 30. günü saat 18:00’a kadar, * Özel Günler: Babalar Günü/Anneler Günü’nde ilgili ebeveyn ile saat 10:00-18:00 arası.
C. NAFAKA HÜKÜMLERİ
- İştirak Nafakası: Velayet kendisine bırakılmayan taraf, müşterek çocuk [Çocuğun Adı] için, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere aylık [Miktar] TL iştirak nafakası ödeyecektir.
- Yoksulluk Nafakası: Taraflardan [Tarafın Adı], diğer taraftan herhangi bir yoksulluk nafakası talep etmemektedir. Taraflar bu konuda birbirlerini gayrikabili rücu (geri dönülemez) şekilde ibra etmişlerdir.
(Alternatif Madde: Taraflardan [Tarafın Adı], diğer tarafa aylık [Miktar] TL yoksulluk nafakası ödeyecektir.)*
- Artış Oranı: Belirlenen nafaka miktarları, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranında artırılacaktır.
D. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
- Taraflar, boşanma sebebiyle birbirlerinden maddi ve manevi tazminat adı altında herhangi bir talepte bulunmayacaklarını beyan ve taahhüt ederler.
- Taraflar, işbu protokol ile tazminat haklarından feragat ettiklerini kabul ederler.
(Alternatif Madde: [Tarafın Adı], diğer tarafa boşanma sebebiyle [Miktar] TL maddi tazminat ve [Miktar] TL manevi tazminat ödemeyi kabul eder. Ödeme [Tarih] tarihinde [Banka IBAN] hesabına yapılacaktır.)*
E. MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE EŞYALAR
- Taşınmaz Mallar: Taraflar adına kayıtlı olan [İl/İlçe/Ada/Parsel] adresindeki taşınmaz, [Tarafın Adı]’na devredilecektir. Diğer taraf, tapu devri için gerekli işlemleri boşanma kararının kesinleşmesini takip eden [Gün Sayısı] gün içinde yapmayı taahhüt eder.
- Taşınır Mallar ve Araçlar: [Plaka No] plakalı araç [Tarafın Adı]’nda kalacaktır.
- Ev Eşyaları ve Ziynetler: Taraflar, ev eşyaları ve ziynet eşyaları (düğün takıları) konusunda tam bir anlaşmaya varmış olup, eşyalar fiilen paylaşılmıştır. Tarafların bu konularda birbirlerinden başkaca bir hak ve alacak talebi kalmamıştır.
- Katkı Payı ve Katılma Alacağı: Taraflar, evlilik birliği içinde edinilen mallar nedeniyle birbirlerinden “katılma alacağı”, “değer artış payı” veya “katkı payı” adı altında herhangi bir talepte bulunmayacaklarını, bu haklarından feragat ettiklerini beyan ederler.
F. YARGILAMA GİDERLERİ
İşbu boşanma davası ile ilgili yargılama giderleri ve harçlar [Davacı/Davalı] üzerinde bırakılacaktır. Taraflar birbirlerinden vekalet ücreti talep etmeyeceklerdir.
4. SONUÇ
İşbu protokol, tarafların hür iradeleri ile [Tarih] tarihinde 3 nüsha olarak düzenlenmiş ve imza altına alınmıştır. Mahkemece onaylanması halinde hüküm ifade edecektir.
Taraf (İmza) Taraf (İmza)
[Adı Soyadı] [Adı Soyadı]
Uyarı : Bu protokol yalnızca örnek olarak paylaşılmıştır. Her somut olayın kendine özgü hukuki ve fiilî şartları bulunduğundan, bu metin doğrudan kullanılmadan önce uyuşmazlığın özelliklerine göre mutlaka uyarlanmalı ve hukuki değerlendirme yapılmalıdır. Bu metnin aynen kullanılması halinde doğabilecek hukuki sonuçlardan paylaşan kişi/kurum sorumlu değildir.
