İçeriğe geç

Dolandırıcılık Suçunun Diğer Suçlardan Farkı

Dolandırıcılık suçunun benzer suçlardan ayrımı nasıl yapılır? Ceza hukuku çerçevesinde detaylı karşılaştırma ve uygulamadaki yorumlarıyla birlikte bu makalemizde yer vermekteyiz.

Makale İçindekiler

Dolandırıcılık suçunun Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK m.157-158) yeri

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. ve 158. maddelerinde düzenlenmiş olup, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında yer alır. TCK m.157’de basit dolandırıcılık tanımlanırken; m.158’de nitelikli dolandırıcılık halleri hüküm altına alınmıştır.

Madde 157 uyarınca, failin hileli davranışlarla bir kişiyi aldatıp onun veya başkasının malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasına sebebiyet vermesi ve bu suretle kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması, dolandırıcılık suçunun basit şeklini oluşturur. Burada suçun temel unsurları; “hileli davranış”, “aldatma”, “malvarlığı zararı” ve “haksız menfaat temini”dir.

Dolandırıcılık
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.

TCK m.158 ise bazı özel durumlarda suçun nitelikli halini düzenlemekte ve cezayı ağırlaştırmaktadır. Örneğin; suçun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına, dini duyguların istismarıyla, bilişim sistemleri kullanılarak veya tacir/tüccar sıfatının kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinde faile verilecek ceza artırılmaktadır.

Örneğin :
Failin kendisini bir yardım derneği temsilcisi olarak tanıtıp, “depremzedelere yardım topladığını” söyleyerek bir kişiden para alması durumunda, mağdurun dini ve insani duyguları istismar edilerek dolandırıcılık suçu işlenmiş olur. Bu durumda TCK m.158/1-(e) kapsamında nitelikli dolandırıcılık söz konusu olacaktır.

Dolandırıcılık neden diğer suçlarla sık karıştırılan bir suç türüdür ?

Dolandırıcılık suçu, uygulamada sıkça karıştırılan suç tiplerinden biridir. Bunun temel nedeni, suçun mağdurun rızasının belirlenmesindeki teknik zorluklardır. Fail, hileli davranışlarla kişiyi kandırır ve onun malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlar. Ancak dışarıdan bakıldığında bu işlem çoğu zaman gönüllü bir devir gibi göründüğü için suçun sınırlarını belirlemek zorlaşır. Özellikle hırsızlıkla fark, rızanın varlığına; güveni kötüye kullanma ile fark ise malın faile hangi şartlarda teslim edildiğine bağlıdır. Bu tür benzerlikler, suça ilişkin değerlendirmelerde hâkimlerin ve uygulayıcıların dikkatli bir ayrım yapmasını gerektirir. Yargıtay kararlarında da bu ayrımların netleştirilmesine sıklıkla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu makalemizde de bu hususları ayrıntılı olarak değerlendireceğiz.

A. Genel Olarak

Dolandırıcılık suçu, işleniş biçimi ve sonuçları itibarıyla birçok farklı suç tipiyle ortak yönler taşır. Bu durum, uygulamada dolandırıcılık suçunun sınırlarının çizilmesini ve diğer suçlardan ayırt edilmesini zaman zaman güçleştirir. Bu nedenle bu bölümde, dolandırıcılıkla özellikle karıştırılma ihtimali yüksek olan bazı suç tipleriyle karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılacaktır.

İnceleme, yalnızca dolandırıcılık suçunun benzer nitelikler taşıdığı veya ayrıldığı yönleriyle sınırlı tutulacak; ele alınan diğer suçlar ayrıntılı olarak kendi içinde değil, yalnızca dolandırıcılık bağlamında değerlendirilecektir. Daha önceki bölümlerde dolandırıcılık suçu ile bağlantısı kurularak açıklanmış olan suçlar ise bu bölümde tekrar ele alınmayacaktır.

Ayrıca, dolandırıcılık suçuna benzemekle birlikte suç sayılmayan, ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca kabahat olarak düzenlenen dilencilik fiili de bu bağlamda kısaca değerlendirilecektir. Dilencilikte kişiler, genellikle toplumun acıma veya yardım etme duygularına hitap ederek maddi yardım elde etmeye çalışırlar. Bu durum çoğu zaman basit yalanlar eşliğinde gerçekleşir. Ancak kullanılan yöntem, aldatma boyutunu aşar ve ciddi anlamda bir hileye dönüşürse —örneğin sahte sağlık raporları ibraz edilerek mağdurun iyi niyeti kötüye kullanılırsa— artık dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirme yapılması gündeme gelebilir.

Dolandırıcılık ve Hırsızlık Suçunun Karşılaştırılması

Dolandırıcılık ve hırsızlık, her ikisi de malvarlığına yönelik suçlar arasında yer almakta ve zaman zaman birbiriyle karıştırılabilmektedir. Ancak bu iki suç tipi, suçun işleniş şekli, mağdurun iradesinin konumu ve maddi konuya yaklaşım açısından önemli farklar barındırır. Bu farklar, yalnızca suçun hukuki nitelendirilmesini değil, aynı zamanda uygulanacak cezai yaptırımı da doğrudan etkiler. Uygulamada

Hırsızlık Suçu (TCK m.141 vd)

Hırsızlık suçu ise, başkasına ait taşınır bir malın, malikin veya zilyedinin bilgisi ve rızası dışında alınması ile gerçekleşir. Bu suçta, mağdurun rızası söz konusu değildir; fail, malı mağdurun iradesine aykırı olarak fiilen ele geçirir.
Hırsızlıkta hile ya da aldatma yoktur; suçun icrası, doğrudan fiili müdahale ve gizlilik ile bağlantılıdır. Maddi unsur, taşınır bir malın hukuka aykırı biçimde zilyetlikten çıkarılmasıdır. Dolandırıcılıktan farklı olarak, hırsızlıkta mağdur, suça bizzat katkıda bulunmaz.

Örnek 1 – Hırsızlık Suçuna İlişkin:

Bir ATM’de para çekme işlemi sırasında sanığın, mağdurun dikkatini başka yöne çekerek cihazdan çıkan parayı alması olayında, mahkeme “mağdurun sanığa parayı verme yönünde herhangi bir iradesinin bulunmadığı” gerekçesiyle fiilin hırsızlık suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/18664 K. 2012/19262 T. 13.11.2012).
Bu durumda mağdurun malın alınmasına ilişkin rızası tamamen yoktur.


Örnek 2 – Dolandırıcılık Suçuna İlişkin:

Bir başka olayda, sanığın alışveriş esnasında kasiyere önce 100 TL uzatıp ardından “bozuk parayla ödeyeceğim” diyerek parayı geri alması, sonrasında kasiyeri oyalayıp 100 TL’yi geri almadığını iddia ederek para üstü talep etmesi, mahkemece hileli davranışlarla mağdurların iradelerini sakatlayarak parayı teslim ettirdiği şeklinde değerlendirilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/4 K. 2019/383 T. 07.05.2019).
Bu eylemde mağdurun rızası görünürde mevcut olsa da, hile ile sakatlanmış bir irade söz konusudur.

Örnek 3 – Hırsızlık ve Dolandırıcılık Arasındaki Sınır:

Sanığın, birini arayacağını söyleyip mağdurdan cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaşması vakasında, mahkeme eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu yönünde karar vermiştir.
Buna karşın muhalefet şerhinde, sanığın baştan itibaren sergilediği aldatıcı tutum ve güveni kötüye kullanma davranışlarının, mağdurun iradesini etkileyerek telefonu teslim etmesine neden olduğu, dolayısıyla olayın bir bütün olarak dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/25000 K. 2012/16448 T. 02.10.2012).
Bu örnek, hırsızlık ile dolandırıcılık suçları arasındaki sınırın ne kadar ince ve yoruma açık olduğunu göstermektedir.

Dolandırıcılık – Hırsızlık Arasındaki Farklar

  • Mağdurun iradesi bakımından: Dolandırıcılıkta mağdurun iradesi hile ile yönlendirilmiş olurken; hırsızlıkta mağdurun iradesi tamamen dışlanır.
  • İşleniş biçimi açısından: Dolandırıcılık, planlı aldatma ve güven istismarı içerirken; hırsızlık doğrudan ve çoğu zaman gizlice gerçekleşen bir eylemdir.
  • Zarar oluşumu: Dolandırıcılıkta zarar, mağdurun kendi eliyle yaptığı işlem sonucu meydana gelir; hırsızlıkta ise mağdurun müdahalesine gerek kalmadan mal fiilen elinden alınır.
  • Uygulamada hile unsuru sıkça suçları ayırt etmek için kullanılsa da bu oldukça yanlıştır. Hile dolandırıcılık suçunu diğer suçlardan ayırt etmeye yaramaz. Örneğin hırsızlık suçu da hileyle işlenebilir. Bu suçu diğer suçlardan ayıran husus mağdurun malvarlığındaki eksilmenin mağdurun rızası ile gerçekleşmiş olmasıdır. Malvarlığında oluşan zararda mağdurun rızası yoksa bu dolandırıcılık suçu değildir.
  • Bunun yanı sıra hırsızlık suçundaki suçun maddi unsuru taşınır mallar olmasına rağmen dolandırıcılıkta taşınmaz mallar da suçun maddi unsuru olabilir.

Hırsızlık suçu ile dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve yağma gibi diğer malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında yapılan ayrımları daha kapsamlı incelemek istersen, R. Yılmaz Yazıcıoğlu’nun DergiPark’ta yayımlanan şu çalışmasını inceleyebilirsin:
👉 Hırsızlık Suçunun Malvarlığına Karşı İşlenen Bazı Benzer Suçlardan Ayrımı – DergiPark

Hırsızlık ve dolandırıcılık farkı

Ortak Unsurlar

Her ne kadar dolandırıcılık ve hırsızlık suçları farklı şekillerde işleniyor olsa da, ceza hukukunda malvarlığına karşı işlenen suçlar grubunda yer almaları sebebiyle bazı temel yönlerden benzerlik gösterirler. Bu benzerlikler, her iki suçun da koruduğu hukuki değer, failin kastı ve suçun maddi konusu gibi unsurlarda kendini gösterir.

1. Korunan Hukuki Değer: Malvarlığı
Her iki suçta da asıl amaç, bireylerin malvarlığı üzerindeki haklarının korunmasıdır. Dolandırıcılıkta hileyle, hırsızlıkta ise doğrudan müdahaleyle bu hak ihlal edilir.

2. Kast Unsuru
Gerek hırsızlık gerekse dolandırıcılık suçları doğrudan kastla işlenebilen suçlardır. Failin malvarlığına yönelik kasıtlı ve bilinçli bir hareketi söz konusudur.

3. Suçun Konusu: Taşınır Mal veya Malvarlığı Değeri
Her iki suçta da çoğu zaman konu, ekonomik değeri olan taşınır mallardır. Ancak dolandırıcılıkta, yalnızca taşınır değil, maddi olmayan malvarlığı değerleri de söz konusu olabilir (örneğin alacak hakkı).

4. Fail ve Mağdur Profili
Dolandırıcılık ve hırsızlık suçları, herkes tarafından işlenebilecek genel suçlardandır. Failin özel bir sıfatı bulunması gerekmez. Aynı şekilde mağdur da gerçek ya da tüzel kişi olabilir.

5. Haksız Kazanç ve Zarar Unsuru
Her iki suçun nihai sonucu, mağdurun zarara uğraması ve failin (veya üçüncü bir kişinin) bu durumdan haksız kazanç elde etmesidir. Bu yönüyle sonuç benzer olsa da, sonuca götüren yol farklıdır.

Yargıtay Kararı: Hırsızlık ve Dolandırıcılık Suçlarının Ayrımı

Sanığın, aynı iş yerinde görev yapan kasiyer konumundaki mağdurlara farklı zamanlarda sipariş vererek kasıtlı şekilde karışıklık yaratacak bir yöntem izlediği anlaşılmıştır. İlk aşamada mağdura 100 TL uzatan sanık, para üstü arandığı sırada “bozuk para ile ödeme yapacağını” söyleyerek 100 TL’yi geri istemekte; ardından bozuk para ile ödeme yaparken, sohbet açarak dikkat dağıtmakta ve bu esnada mağduru yanıltarak, aslında geri aldığı 100 TL’yi almamış gibi gösterip mağdurdan tekrar 100 TL temin etmektedir.

Bu planlı eylemler sanığın, mağdurların dikkatini dağıtmak suretiyle sistematik biçimde yanılgıya düşürme amacında olduğunu ortaya koymaktadır. Eylem basit bir yalandan ibaret değildir; aksine, yoğun ve ustaca kurgulanmış hileli davranışlarla mağdurların iradesi fesada uğratılmış ve sanık her iki mağdurdan da haksız şekilde 100’er TL elde etmiştir.

Yargıtay, olayın zilyetliğe yönelik gizli müdahale değil, aldatmaya dayalı bir irade yönlendirmesi içermesi nedeniyle TCK m.157 kapsamında dolandırıcılık suçunun oluştuğu kanaatine varmıştır. Eylemin, hırsızlık suçunun unsurlarını değil; mağdurun hataya düşürülmesi, rıza ile mal devri ve menfaat sağlanması unsurlarını taşıması nedeniyle dolandırıcılık suçu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. (YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas : 2017/4 Karar : 2019/383 Tarih : 07.05.2019)

Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Karşılaştırılması

Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155 )

Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç, bir kimsenin zilyetliği kendisine hukuka uygun bir şekilde devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz mal üzerinde, devrin amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunması ya da malın kendisine verildiğini inkâr etmesiyle oluşur. Yani fail, başlangıçta meşru bir şekilde malı elde etmiş olsa da, daha sonra bu hakkı kötüye kullanmak suretiyle hukuka aykırı davranış sergiler.

Dolandırıcılık suçu ise TCK’nın 157. maddesi uyarınca, mağdurun hileli davranışlarla aldatılması sonucunda malvarlığı değerinin rızaya dayalı şekilde faile teslim edilmesiyle oluşur. Burada dikkat çeken husus, mağdurun iradesinin failin kandırıcı eylemleri nedeniyle fesada uğramış olmasıdır.

Dolandırıcılık suçunda hile unsurunun Yargıtay kararları ışığında nasıl değerlendirildiğini detaylı şekilde öğrenmek isteyenler için, Mert Gözüyüak tarafından hazırlanmış kapsamlı çalışmayı inceleyebilirsiniz: Dolandırıcılık Suçunda Hile Unsuru – DergiPark

Dolandırıcılık – Güveni Kötüye Kullanma Suçu Arasındaki Farklar

1. Malın Elde Edilme Şekli

  • Güveni kötüye kullanma suçunda mal, mağdur tarafından gönüllü ve hukuka uygun şekilde faile teslim edilmiştir.
  • Dolandırıcılıkta ise mal, mağdurun aldatılması sonucunda, yani hileyle yönlendirilmiş bir irade yoluyla teslim edilir.

2. Zilyetlik Durumu

  • Güveni kötüye kullanmada fail, malın zilyedi hâline hukuka uygun şekilde gelir.
  • Dolandırıcılıkta ise zilyetlik, aldatma neticesinde sağlandığı için baştan itibaren hileye dayanır.

3. Kastın Özelliği

  • Güveni kötüye kullanmada fail, malı teslim aldıktan sonra kötüye kullanmaya karar verir; yani kast sonradan oluşur.
  • Dolandırıcılıkta ise failin baştan itibaren hileyle mal edinme amacı vardır; kast ilk andan itibaren belirgindir.

4. Suçun Maddi Konusu

  • Güveni kötüye kullanma suçunda yalnızca zilyetliği devredilen somut mallar konu olabilir.
  • Dolandırıcılıkta ise hem maddi mallar hem de soyut malvarlığı değerleri (örneğin senet, alacak) suçun konusu olabilir.

Dolandırıcılık suçunu benzer malvarlığı suçlarından ayıran en temel özellik, mağdurun malvarlığındaki azalmanın onun kendi iradesiyle gerçekleşmesidir. Failin hileli davranışları sonucu mağdur, gerçeğe aykırı bir algıya kapılarak malvarlığından bir değeri rızasıyla devreder. Ancak, mağdurun rızası söz konusu değilse ve malvarlığı üzerindeki tasarruf iradesi devre dışı bırakılmışsa, bu durumda dolandırıcılık suçunun değil, farklı bir suçun —örneğin hırsızlık— varlığı gündeme gelir.
Nitekim daha önce de ifade ettiğimiz gibi, dolandırıcılıkta mağdurun aldatılmış iradesi belirleyici unsurdur; rıza hiç yoksa dolandırıcılıktan söz edilemez.

Yargıtay Kararı: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Dolandırıcılık Suçlarının Ayrımı

Sanığın, katılana ait iş yerinde muhasebe personeli olarak çalıştığı süreçte, kendisine iş takibi amacıyla verilen vekâlet belgelerini kötüye kullanarak, şirket adına tahsil ettiği veya şirket hesabına gelen çeşitli tutarları kendi hesabına aktardığı iddia edilmiştir. Bu eylemler nedeniyle sanık hakkında hem dolandırıcılık hem de hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kamu davası açılmıştır.

Yargılama sonucunda, sanığın eyleminin tek ve bütüncül bir fiil olarak değerlendirildiği, bu kapsamda yalnızca TCK m.155/2’de düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine hükmedilmiştir. Ancak mahkeme, aynı eylem nedeniyle ayrıca açılan dolandırıcılık suçundan beraat kararı vermek suretiyle CMK’nın 225. ve 226. maddelerinde öngörülen “iddia ile hüküm arasındaki bağlılık” ilkesine aykırı davranmıştır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, aynı fiilin hem mahkûmiyet hem de beraat konusu yapılamayacağına dikkat çekerek, eylemin tek bir suç kapsamında değerlendirilmesi gerekirken iki farklı suç tipi üzerinden ayrı ayrı hüküm kurulmasının çelişki doğurduğunu ve usule aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2018/8744, K. 2020/3292, T. 04.03.2020

Dolandırıcılık ve Yağma Suçunun Karşılaştırılması

Dolandırıcılık ve yağma suçları, her ikisi de malvarlığına yönelen eylemler olmaları nedeniyle benzer bir kategoride yer alır. Her iki suç tipi de Türk Ceza Kanunu’nda “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Ancak suçun oluşum şekli, mağdurun durumu ve failin kullandığı araçlar açısından aralarında ciddi yapısal farklar vardır. Bu farkların doğru tespiti, hukuki değerlendirme ve cezai sorumluluğun belirlenmesi açısından büyük önem taşır.

Dolandırıcılık dosyanız mı var? Uzman avukatlarımız yanınızda!
Hakkınızı aramak ve fazla ceza almamak için ilk adımı atın, hemen bize yazın!

Yağma Suçu (TCK m.148)

Yağma, bir kişinin taşınır malını almak amacıyla mağdura karşı cebir veya tehdit kullanmasıyla işlenir. Tehdidin mağdurun kendisi veya yakını üzerinde fiziksel, cinsel veya malvarlığına ilişkin ciddi zarar tehlikesi oluşturması gerekir. Mağdur, bu zorlayıcı etki altında malı teslim etmek zorunda kalır veya malın alınmasına karşı koyamaz.
Dolayısıyla suçun temel öğesi, zorlamaya dayalı bir irade fesadı değil, doğrudan iradenin baskı altına alınmasıdır.

Dolandırıcılık – Yağma Arasındaki Farklar

1. Elde Etme Şekli:

  • Yağmada, mal fail tarafından zorla alınır veya mağdur bu almaya direnemez.
  • Dolandırıcılıkta ise mağdur, aldatıldığı için malı kendi iradesiyle teslim eder.

2. Araç Unsuru:

  • Yağma cebir veya ciddi tehdit içerir.
  • Dolandırıcılık hileye ve güven istismarına dayanır.

3. Suçun Konusu:

  • Yağma yalnızca taşınır malları konu alır.
  • Dolandırıcılık, hem taşınır malları hem de alacak gibi soyut malvarlığı değerlerini kapsayabilir.

4. Kastın Özelliği:

Her iki suçta da doğrudan kast gereklidir. Ancak yağmada kast, zor kullanmaya yöneliktir; dolandırıcılıkta ise kandırma yoluyla menfaat elde etme niyetine dayanır.

Yağma suçunda esas olarak mağdurun zilyetliği ihlal edilir. Fail, cebir veya tehdit yoluyla mağdurun fiilen hâkim olduğu taşınır malı zorla alır ya da mağdurun karşı koymasını engeller. Burada mağdurun mal üzerindeki fiili hakimiyeti (zilyetliği) doğrudan ortadan kaldırılır.

Dolandırıcılık suçunda ise esas ihlal, mağdurun malvarlığı (mamelek) hakları üzerindedir. Mağdur, hileli davranışlar sonucu yanılarak kendi rızasıyla malını devreder. Zilyetlik mağdurun eliyle ve görünüşte hukuka uygun şekilde geçse de, aslında irade fesadı sonucu oluştuğu için malvarlığı hakkı zedelenmiştir.

Bu yönüyle dolandırıcılıkta görünüşte bir rıza söz konusudur; fakat bu rıza aldatmaya dayalı olduğu için hukuken geçerli değildir. Yağmada ise rıza hiç yoktur; doğrudan zor kullanılarak zilyetlik gasp edilir.

DOLANDIRICILIK SUÇU

Yargıtay Kararı: Yağma ve Dolandırıcılık Suçunun Ayrımı

Sanığın, terzilik yapan katılanların işyerlerine giderek, daha önce bırakmadığı bir pantolonu tadilat için bıraktığını iddia ettiği; pantolon bulunamayınca ise öfkelenip işyerinde eşyaları dağıttığı, bağırıp çağırdığı, ayrıca farklı kişilere yönelik olarak “burayı dağıtırım, seni öldürürüm”, “bir telefonla elli kişiyi buraya getiririm, camını çerçeveni indiririm”, “dükkânını yakarım, yıkarım” şeklindeki tehditlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın elini beline götürerek silah çekeceği izlenimini vermesiyle de mağdurları korkuttuğu, bu korku ortamından faydalanarak her bir mağdurdan ayrı ayrı pantolonun bedeli olarak para aldığı sabittir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, olayda dolandırıcılıktan değil, tehdide ve fiili baskıya dayalı menfaat temini bulunduğuna işaret ederek, her bir işyerindeki eylemin ayrı ayrı yağma suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Mahkeme ayrıca, verilen gerekçeli kararın mahkeme mührüyle mühürlenmesi gerektiğini, aksi hâlde şekli eksiklik doğacağını vurgulamıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/28025, K. 2015/39012, T. 01.04.2015

Yağma ve dolandırıcılık suçları arasındaki ayrım, uygulamada sıkça karıştırılmakta ve yargı kararlarına da konu olmaktadır. Bu iki suçun hukuki sınırları hakkında daha kapsamlı bilgi için bu makaleye göz atabilirsiniz.

Dolandırıcılık ve İrtikâp Suçlarının Karşılaştırılması

Dolandırıcılık ve irtikâp suçları, her ne kadar bir yönüyle malvarlığına karşı işlenen eylemleri içerse de, amaçları, mağdurun durumu ve failin sıfatı bakımından birbirinden ciddi şekilde ayrılır. Bu iki suç, hem Türk Ceza Kanunu’nda farklı bölümlerde düzenlenmiştir hem de toplumsal etkileri itibarıyla farklı hukuki değerleri korumayı amaçlar.

Suçun Düzenlendiği Yer ve Korunan Hukuki Değer

  • Dolandırıcılık suçu, TCK’nın 157. maddesinde, “Kişilere Karşı Suçlar” başlığı altında yer alır ve esas olarak bireyin malvarlığı hakkını korumayı hedefler.
  • İrtikâp suçu ise TCK m.250’de, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine Karşı Suçlar” kapsamında düzenlenmiştir ve bu suçla korunan değer, kamu hizmetinin tarafsızlığına ve dürüstlüğüne duyulan güvendir.

İrtikâp Suçu(TCK m.250)

İrtikâp, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilecek özgü bir suçtur. Fail, görevinin sağladığı güveni ve yetki alanını kötüye kullanarak kişiyi menfaat sağlamaya zorlar. Bu suç genellikle icbar, yani dolaylı zorlama ile işlenir. Mağdur, kamu görevlisinin konumundan doğan baskıya dayanamayarak menfaati sağlar.

Dolandırıcılık Suçu – İrtikâp Suçu Arasındaki Farklar

Dolandırıcılık – İrtikâp Suçu Arasındaki en temel fark ; dolandırıcılık her türlü hile ile işlenebilirken irtikap suçu kamu görevinin sağladığı güveni ve yetki alanını kötüye kullanarak işlenebilir. Aynı zamanda irtikap suçu için failin yarar sağlaması gerekmez.

KriterDolandırıcılıkİrtikâp
Failin KimliğiHerkes tarafından işlenebilirYalnızca kamu görevlisi işleyebilir
Kullanılan YöntemHileli davranışlarla kandırmaGörevi kötüye kullanarak icbar veya ikna
Mağdurun DurumuAldatılan kişidir, genellikle bireydirBaskı gören vatandaştır, kamu hizmetinden yararlanan
Hukuki KonuBireysel malvarlığıKamu görevinin dürüst ve güvenilir yürütülmesi
Rıza UnsuruHileyle oluşturulmuş görünürde rızaBaskıyla verilmiş, gerçek anlamda olmayan rıza
Suçun NiteliğiGenel suçÖzgü suç (yalnızca kamu görevlisi işler)

Yargıtay Kararı: İrtikap ve Dolandırıcılık Suçunun Ayrımı

Sanık, icra müdürü olarak görev yaptığı kurumda, borcunu ödemek üzere başvuran katılandan elden para almış; sistemde yaşanan teknik arızayı gerekçe göstererek hemen makbuz düzenlememiştir. Katılan, ilerleyen günlerde ödeme belgesini almak üzere tekrar geldiğinde, sanık tarafından “paranın başka bir icra müdürlüğüne gönderildiğine” dair el yazılı bir not verilmiştir. Ancak gerçekte para ilgili dosyaya aktarılmamış ve sanığın bu bedel üzerinde kişisel menfaat sağladığı tespit edilmiştir.

Mahkeme, sanığın bu eylemini görevini kötüye kullanma olarak nitelendirse de, Yargıtay 5. Ceza Dairesi, olayın özünde TCK m.250/3’te düzenlenen irtikâp suçu olduğunu belirtmiştir. Zira mağdur, kamu görevlisine olan güveni nedeniyle parayı gönüllü olarak teslim etmiş, fakat sanık bu güven ortamını suistimal ederek usule uygun işlem yapmak yerine mağdurun hatasından yararlanarak menfaat sağlamıştır.

Dolayısıyla olayda;

  • Aldatma yoktur, bu nedenle dolandırıcılık suçu oluşmaz.
  • Tehdit veya cebir yoktur, bu nedenle icbar yoluyla irtikâp da değildir.
  • Ancak mağdurun kendi rızasıyla verdiği para, kamu görevlisinin yetki sınırlarını aşarak sağladığı menfaate dönüştüğü için hatadan yararlanmak suretiyle irtikâp suçu oluşmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/366, K. 2014/4275, T. 16.04.2014

Dolandırıcılık Suçu ve Banka/Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Karşılaştırılması

Dolandırıcılık suçu ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, ilk bakışta benzer bir malvarlığına yönelme görüntüsü verse de, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı başlıklar altında düzenlenmiş, farklı unsurlara dayanan suç tipleridir. Bu iki suç arasında zaman zaman örtüşen fiiller görülse de, her biri farklı hukuki değerlere yöneliktir ve ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

1.Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu ( TCK m.245)

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu ise TCK m.245’te düzenlenmiştir ve bu suç, finansal sistemin güvenliğine doğrudan yönelen bir tehdittir.

2. Banka/Kredi Kartı Suçunun Tipleri ve Özellikleri

TCK m.245, üç ayrı fiil üzerinden banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu tanımlar:

Başkasına Ait Kartın Rızaya Aykırı Kullanımı

Kart, başkasına ait olup fail tarafından rıza dışında kullanılır. Bu kullanım sonucu fail veya üçüncü kişi lehine çıkar sağlanır. Buradaki rıza eksikliği, suçu doğrudan meydana getirir.

Sahte Kart Üretme, Satın Alma ve Kullanma

Fail, sahte banka veya kredi kartı üretir, bunu başkasına satar veya bizzat kullanır. Sahtecilik unsuru taşıyan bu fiiller, ağırlaştırıcı neden teşkil eder ve organize suç yapılarıyla da ilişkilidir.

Kart Bilgilerinin Ele Geçirilmesi ve Kullanımı

Kartın fiziken ele geçirilmesi gerekmeksizin, kart bilgileri (örneğin kart numarası, CVV, son kullanım tarihi) aracılığıyla işlem yapılması da bu suç kapsamında değerlendirilir.

Önemli Not: Bu suçlarda zararın fiilen doğması gerekmez; kartın yetkisiz kullanımı yeterlidir.

Dolandırıcılık – Banka/Kredi Kartı Suçu Arasındaki Farklar

Başkasına Ait Kartın Yetkisiz Kullanımı

Bu suç tipi, failin kendisine ait olmayan bir banka veya kredi kartını, kart sahibinin rızası dışında kullanarak kendisi veya bir başkası lehine çıkar sağlaması hâlinde oluşur. Kartın ele geçirilme şekli önemli olmaksızın, rızaya aykırı kullanım temel suç unsurudur. Fiziki kartla işlem yapılabileceği gibi, yalnızca kart bilgileriyle yapılan dijital işlemler de bu kapsamdadır.

Sahte Kart Üretme ve Kullanma

Burada fail, gerçek olmayan (yani sahte) bir banka veya kredi kartını üretir, devreder, satın alır ya da bizzat kullanır. Sahte kartla yapılan her türlü işlem –alışveriş, para çekme vb.–, TCK m.245 kapsamında ağır cezai yaptırımlara tabidir. Bu eylem aynı zamanda finansal sisteme olan güveni de zedelediği için, daha yüksek cezalar öngörülür.

Buradaki ayrıma örnek olarak fail mağdura kendisini banka görevlisi olarak tanıtıp mağdurun kartından hile ile bir miktar harcama yaptırırsa bu dolandırıcılıktır. Aynı şekilde ATMde mağdurun kartını yardımcı olma bahanesiyle alan ve yerine mağdura başka bir kart veren kişi de dolandırcılık suçunu işlemiş olur.

Adım adım dolandırıcılık davanızda yanınızdayız, hemen arayın! Dosyanızı profesyonellere bırakın.

Kredi kartı dolandırıcılığı ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin hukuki yaptırımlar ile Yargıtay kararlarını kapsamlı şekilde incelediğimiz makalemize göz atabilirsiniz: Kredi Kartı Dolandırıcılığı Hukuki Yaptırımlar

İçtima Sorunu: Dolandırıcılıkla Birlikte Değerlendirme Mümkün mü?

Uygulamada bu iki suçun aynı olayda birlikte görülebileceği durumlar bulunmakla birlikte, TCK m.245’teki suçlar bağımsız suçlardır. Failin hileyle kartı elde edip kullanması hâlinde dolandırıcılık suçu değil, doğrudan kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşur. Her iki suç aynı anda oluşsa dahi bileşik suç ilişkisi (içtima) kurulmaz, her bir suç kendi kapsamında ayrı değerlendirilir.

Yargıtay Kararı: Banka/Kredi Kartı Suçu ve Dolandırıcılık Suçunun Ayrımı

Sanık, katılanın bilgisi ve rızasıyla kart bilgilerini edinmiş; ancak daha sonra bu bilgileri katılanın bilgisi dışında kullanarak harcama yapmıştır. Olayda fiziki kart kullanılmamış, sadece ele geçirilen kart bilgileri (örneğin kart numarası, CVV gibi) üzerinden işlem yapılmıştır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, bu fiilin TCK m.245/1 kapsamında banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu olduğunu açıkça vurgulamıştır. Kararda şu hususlar öne çıkmaktadır:

  • TCK m.245, bileşik suç (mürekkep suç) değildir.
  • Fail, eğer kartı hukuka aykırı şekilde ele geçirmişse, bu durum ek olarak dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya yağma suçlarını doğurabilir. Bu tür durumlarda gerçek içtima uygulanır; yani her suç ayrı ayrı değerlendirilir.
  • Ancak somut olayda fail, kart bilgilerine hukuki rıza ile erişmiş, ancak bu bilgileri rızaya aykırı olarak kullanmıştır. Dolayısıyla dolandırıcılık suçu değil, yalnızca kartın kötüye kullanılması suçu oluşur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2018/1029, K. 2018/9476, T. 12.12.2018

Bu Konuda Profesyonel Destek İçin Bizi Arayın

Dolandırıcılık suçu gibi karmaşık ceza davalarında, profesyonel hukuki destek almamak ciddi riskler doğurur. Avukatla çalışmamak, savunmanızın zayıf kalmasına, yanlış adımlar atmanıza ve bu nedenle cezanızın gereğinden fazla artmasına yol açabilir. Haklarınızı korumak ve en uygun sonucu almak için mutlaka uzman bir avukata danışmanız büyük önem taşır. Kredi kartı dolandırıcılığı ve diğer dolandırıcılık türleriyle ilgili hukuki sorunlarınızda yanınızdayız. Haklarınızı korumak ve süreci doğru yönetmek için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Dolandırıcılık Suçu Sıkça Sorulan Sorular

Dolandırıcılık suçu neyi kapsar?

Dolandırıcılık suçu hileli davranış, mağdurun aldatılması, yarar sağlama, malvarlığı zararı, nedensellik bağını kapsar.

Yağma ve hırsızlık arasındaki fark nedir?

Yağma ve hırsızlık arasındaki fark mağdurun rızasının ne şekilde oluştuğudur. Malvarlığında oluşan zararda mağdurun rızası yoksa bu dolandırıcılık suçu değildir.

Dolandırılan kişi parasını nasıl alır?

Ceza davası açmak, failin cezalandırılması açısından önemlidir; ancak maddi zararın telafisi için bu tek başına yeterli olmaz. Dolandırıcılık sonucu zarara uğrayan kişiler, paralarını geri alabilmek için ceza yargılamasına ek olarak hukuk mahkemelerinde tazminat veya alacak davası açmalıdır.

Dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

TCK’ya göre mağdurun içinde bulunduğu zorlayıcı veya tehlikeli durumdan yararlanılarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, suçun nitelikli hali olarak kabul edilir. Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için, mağdurun gerçekten ciddi bir sıkıntı, aciliyet veya tehlike içerisinde olması ve failin bu durumu bilinçli şekilde kendi lehine kullanması gerekmektedir.

Yağma ve hırsızlık arasındaki fark nedir?

Hırsızlık suçu, başkasına ait taşınır malın rıza dışında gizlice alınmasıyla oluşur. Yağma suçu ise malın cebir veya tehdit kullanılarak alınması ya da teslim ettirilmesi şeklinde işlenir. Yağmada mağdur iradesi zorla etkilenirken, hırsızlıkta irade devre dışıdır.

Nitelikli dolandırıcılıkta bankanın sorumluluğu nedir?

Nitelikli dolandırıcılıkta bankanın sorumluluğu vardır. Yargıtay da internet üzerinden yapılan dolandırıcılık eylemleriyle banka hesabından para çekilen olayda, zararın tazmini konusunda bankanın sorumluluğunu kabul etmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir