“Memur kınama cezasının iptali”, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında en çok tartışılan disiplin hukuku konularından biridir. Bu makale, kınama cezasının hangi durumlarda iptal edilebileceğini ortaya koymak amacıyla Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen emsal kararları analiz etmektedir. Özellikle usule aykırılık, yetki ihlali, savunma hakkının ihlali ve hukuki dayanak eksikliği gibi nedenlerle iptal edilen disiplin cezaları, memur haklarının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Makalede, kınama cezasının iptaline yol açan temel hukuki gerekçeler, farklı yargı mercilerinin yaklaşımı ve uygulamada dikkat edilmesi gereken ilkeler detaylı biçimde ele alınmaktadır.
Kınama Cezası Hangi Hallerde Verilir?
Yargı kararlarının analizi sonucunda kınama cezasının verildiği haller şu ana başlıklar altında toplanabilir:
- Görev ve Sorumlulukların İhlali: Verilen emir ve görevlerin yerine getirilmesinde kusurlu davranmak, görevi savsaklamak veya görevle ilgili usul ve esaslara uymamak en yaygın gerekçelerdendir.
- Amir-Ast ve Meslektaş İlişkilerinde Saygısızlık: Amire, asta veya iş arkadaşlarına yönelik saygısız, onur kırıcı veya kötüleyici söz ve davranışlar sıklıkla kınama cezası ile sonuçlanmaktadır.
- Kurum Düzeninin Bozulması: Kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozacak eylemlerde bulunmak, kınama cezasını gerektiren bir diğer önemli fiil grubunu oluşturmaktadır.
- Mesleki Etik ve Davranış Kurallarının İhlali: Devlet memurluğu veya icra edilen mesleğin (turist rehberliği, gümrük müşavirliği, mühendislik vb.) vakar ve onuruna aykırı, itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikteki davranışlar bu kapsamda değerlendirilmektedir.
- Bir Alt Ceza Olarak Uygulama: Yargı kararlarında, normalde aylıktan kesme veya uzaklaştırma gibi daha ağır bir cezayı gerektiren fiillerin, failin geçmiş hizmetleri, sicil durumu veya tekerrür olmaması gibi lehe durumlar göz önünde bulundurularak bir alt ceza olan kınama cezasına çevrildiği sıkça görülmektedir.
- Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Etkisi: Anayasa Mahkemesi, kınama cezasını düzenleyen bazı kanun maddelerindeki “genel ahlak ve edep dışı tutum”, “görev dışında yasaklanan davranışlar” gibi belirsiz ve geniş ifadeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu durum, cezanın uygulama alanını daraltmıştır.
Kınama cezasını gerektiren fiiller, personelin veya ilgili kişinin statüsüne göre farklılık göstermektedir.
A. Devlet Memurları (657 Sayılı Kanun Kapsamında) Devlet memurları için kınama cezasını gerektiren temel fiiller şunlardır:
- Emir ve Görevlere İlişkin Kusurlar: “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde… kusurlu davranmak” (Anayasa Mahkemesi, B. 2020/23722 T. 26.03.2025).
- Amire Karşı Tutum: “Verilen emirlere itiraz etmek” (Anayasa Mahkemesi, E. 2025/56 K. 2025/124 T. 03.06.2025) ve “görev sırasında amirine hal ve hareketi ile saygısız davranmak” (Danıştay 12. Daire, E. 2021/5807 K. 2022/942 T. 03.03.2022).
- Meslektaş ve İş Sahiplerine Karşı Davranış: “İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak” (İzmir BİM 2. İdare Dava Dairesi-2019/1477).
- Kurum Düzenini Bozma: “Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak” (Anayasa Mahkemesi, B. 2015/13524 T. 26/9/2019).
- Hizmet Dışı Davranışlar: “Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” (Anayasa Mahkemesi- – -21/1/2021).
- Görevi Savsaklama: Bir alt ceza olarak uygulanan bir kararda, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmeme fiilinin aylıktan kesme yerine kınama cezası ile cezalandırılabileceği görülmüştür (Anayasa Mahkemesi- – -10/6/2015).
B. Genel Kolluk Personeli (Emniyet ve Jandarma) Genel kolluk personeli için kınama cezasını gerektiren fiiller 7068 sayılı Kanun ve mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde düzenlenmiştir:

- Görevi Savsaklama: “Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek” (DANIŞTAY-2. Daire-2021/3607).
- Yasaklanan Davranışlar: “Görev sırasında… mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak” (DANIŞTAY-2. Daire-2021/3602). Anayasa Mahkemesi’nin 23/01/2024 tarihli kararıyla (Anayasa Mahkemesi-2023/162) bu fiilde yer alan “veya dışında” ibaresi iptal edilerek cezanın kapsamı görev sırasıyla sınırlandırılmıştır. Şapka takmamak, sigara içmek gibi fiiller bu kapsamda değerlendirilmiştir (DANIŞTAY-2. Daire-2021/9728).
- Meslektaşlara Saygısızlık: “Amirleri, üstleri, aynı rütbedeki veya çalışma arkadaşları hakkında kötüleyici veya kötü intiba bırakacak tarzda olumsuz sözler söylemek” (Anayasa Mahkemesi–2023/162).
C. Yükseköğretim Personeli ve Öğrenciler
- Öğretim Elemanları: “Görevi sırasında amirine sözle saygısızlık etmek” (Anayasa Mahkemesi, E. 2020/55 K. 2023/228 B. T. 28/12/2023) ve jürilik görevinde kusurlu davranmak (Danıştay – 8. Daire – 2021/4671 – 2023/7152 – 13.12.2023) gibi fiiller kınama cezası gerektirmektedir. Anayasa Mahkemesi, “taşıdığı sıfatın gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırı, genel ahlak ve edep dışı tutum ve davranışlarda bulunmak” şeklindeki düzenlemeyi iptal etmiştir (Anayasa Mahkemesi, E. 2020/55 K. 2023/228 B. T. 28/12/2023).
- Öğrenciler: “Ders, seminer, sınav… gibi çalışmaların düzenini bozmak“, “Sınavlarda kopyaya teşebbüs etmek” gibi eylemler kınama cezasını gerektirir (Anayasa Mahkemesi – 2023/78 – 2024/55 – 22/02/2024). Ayrıca, normalde daha ağır ceza gerektiren “izinsiz toplantı düzenlemek” fiili, öğrencinin sicili temiz ise bir alt ceza olarak kınama ile cezalandırılabilmektedir (Danıştay-İdare Dava Daireleri Kurulu-2021/163).
D. Hükümlüler ve Tutuklular
5275 sayılı Kanun kapsamında hükümlülere, “İdarece alınan sağlık önlemlerine uymamak” (Yargıtay-1. Ceza Dairesi-2023/4424) veya tutukluya karşı “sert ve agresif tavırlarla sindirmeye, baskı altına almaya… yönelik davranış” (Anayasa Mahkemesi – 2020/17359 – 12.12.2024) gibi eylemler nedeniyle kınama cezası verilebilmektedir.
E. Diğer Meslek Grupları
- Turist Rehberleri: “Tüketicinin yanıltılması suretiyle iş alınması” veya “Meslek etik ilkelerine aykırı davranılması” (DANIŞTAY-8. Daire-2021/4827).
- Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri: “İlgili mevzuat hükümleri ile… belirlenen usul ve esaslara kasıtlı olarak uyulmaması” (DANIŞTAY-10. Daire-2022/3918).
- Gümrük Müşavirleri: “Mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlar” hakkında tekrar halinde kınama cezası uygulanır (DANIŞTAY-10. Daire-2019/3639).
- Hâkim ve Savcılar: Genel bir ifadeyle “sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi” durumunda kınama cezası verilebilir (DANIŞTAY -5. Daire-2020/2618).
İstanbul’da hukuki destek mi arıyorsunuz? Arzu Yılmaz Hukuk Bürosu olarak, disiplin hukuku, idare hukuku, ceza hukuku ve daha birçok alanda uzman kadromuzla yanınızdayız. Sorularınızı yanıtlamak, hukuki sürecinizi değerlendirmek ve size en uygun çözümü sunmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Kınama Cezası Nasıl İptal Edilir?
Esasa İlişkin Nedenler:
Cezaya konu fiilin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamaması (sübuta ermemesi).
Fiilin, ilgili disiplin suçu tanımına uymaması (tipiklik unsurunun gerçekleşmemesi).
Cezanın hukuki dayanağını oluşturan kanun veya yönetmelik hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi.
“Non bis in idem” (aynı fiilden dolayı iki kez ceza verilemeyeceği) ilkesinin ihlali.
Fiil ile verilen ceza arasında orantısızlık bulunması (ölçülülük ilkesinin ihlali).
Fiilin işlenmesinden sonra yürürlüğe giren ve failin lehine olan kanun hükümlerinin uygulanmaması.
Fiilin Sübuta Ermemesi: Memur Kınama Cezasının İptalinde En Sık Karşılaşılan Gerekçe
Memur disiplin cezası iptali davalarında en sık karşılaşılan gerekçelerden biri, ceza konusu fiilin hukuken geçerli delillerle ispatlanamaması, yani fiilin sübuta ermemesidir. Özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında verilen kınama cezaları, yalnızca somut ve kesin delillere dayanılarak tesis edilebilir. İdare, disiplin cezası verirken iddialarını açık, net ve hukuki geçerliliği olan belgelerle ispatlamak zorundadır.
İspat yetersizliği, disiplin sürecinde yapılan en temel hatalardan biridir. Kimliği belirsiz ihbarlar, duyumlar, yetersiz tanık beyanları veya somut belgeye dayanmayan iddialar, disiplin cezasının iptali için yeterli gerekçe oluşturur. Yargı mercileri, bu tür eksik ve şüpheli delillere dayanarak verilen cezaları sıklıkla iptal etmektedir. Özellikle Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri, disiplin cezalarının hukuka uygunluğunu değerlendirirken delil yeterliliği ve ispat yükümlülüğü ilkelerine büyük önem vermektedir.Örneğin;
- Anayasa Mahkemesi, sadece “duyumlara” dayanan ve “başkaca herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmayan” bir soruşturma raporuna istinaden verilen kınama cezasını hukuka aykırı bulmuştur (AYM, 16.05.2024 tarihli karar).
- Danıştay da benzer şekilde, “davacının olayda kusurunu gösteren hiç bir kanıt ve belge bulunmadığı” durumlarda verilen cezanın iptal edilmesi gerektiğine karar vermiştir (Danıştay 8. Daire, 1996/662 E., 1998/2876 K.).
- Bölge İdare Mahkemesi, ceza verilen fiilin “ne zaman, nerede ve ne şekilde işlediği gibi hususlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı” ve iddiaların tek bir tanık beyanına dayandığı durumlarda cezanın sübuta ermediği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir (İzmir BİM 2. İDD, 2020/208 E., 2020/428 K.).
- Usule İlişkin Nedenler:
- Cezayı veren makamın yetkisiz olması.
- Savunma hakkının usulüne uygun şekilde kullandırılmaması veya kısıtlanması.
- Soruşturmacı ile disiplin amirinin aynı kişi olması gibi tarafsızlık ilkesini zedeleyen durumların varlığı.
- Cezanın dayandığı kanuni düzenlemenin net bir şekilde belirtilmemesi (hukuki belirlilik ilkesinin ihlali).
- Yargı Yolu ve Tarihsel Gelişim:
- Anayasa’da yapılan değişikliklerle kınama cezalarına karşı yargı yolunun açılmış olması, bu tür davaların esastan incelenmesini zorunlu kılmaktadır.
- Yargı yolu kapalıyken açılmış ancak değişiklik sonrası henüz kesinleşmemiş davaların da esastan incelenmesi gerekmektedir.
Memur Kınama Cezası İptali: Anayasa ve Danıştay Kararlarıyla Yargı Denetimi
Memur kınama cezası nedir, nasıl iptal edilir ve hangi yargı kararları bu süreci etkiler? Bu sorular, kamu görevlileri ve hukukçular tarafından sıklıkla araştırılmaktadır. Özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında verilen kınama cezaları, geçmişte yargı denetimi dışında bırakılmışken, Anayasa’nın 129. maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklik ile bu durum köklü biçimde değişmiştir.
Önceden, uyarma ve kınama cezaları Anayasa gereği yargı denetimi dışında tutuluyordu (AYM, 2002/169 E., 2007/88 K.). Ancak 2010’daki anayasal reformla birlikte, disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı ilkesi getirilmiş ve memur disiplin cezası iptali için idari yargı yolu tamamen açılmıştır. Bu değişiklik, memur hakları, adil yargılanma, ve hukuki güvenlik açısından önemli bir dönüm noktasıdır.
Danıştay 12. Dairesi, bu anayasa değişikliğinin etkilerini somut bir kararla ortaya koymuştur. Davanın açıldığı tarihte yargı yolu kapalı olsa bile, yargılama sürecinde yapılan anayasa değişikliği nedeniyle mahkemenin davayı esastan incelemesi gerektiğine hükmetmiştir:
“Davanın açıldığı ve temyize konu kararın verildiği tarihte uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu kapalı olmakla birlikte, yukarıda yer verilen Anayasa ve yasa değişiklikleri uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açılmış olup, İdare Mahkemesince yeni oluşan hukuki durum gereği dava konusu uyarma cezası hakkında işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.”
(Danıştay 12. Daire, 2010/3131 E., 2011/3621 K.)
Ancak Anayasa Mahkemesi, bu değişikliğin geriye yürümeyeceğini, yani daha önce kesinleşmiş ve süresinde dava açılmamış disiplin cezaları için yeni bir dava hakkı doğurmayacağını açıkça belirtmiştir (AYM, 6/3/2014 tarihli karar).
Hukuki Dayanak Olmadan Verilen Kınama Cezası İptal Edilir mi?
Memur kınama cezası iptali sürecinde en kritik unsurlardan biri, verilen disiplin cezasının kanuni bir dayanağa sahip olup olmadığıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, disiplin cezalarının yalnızca kanunla açıkça belirlenmiş fiillere dayanarak verilmesi gerekir. Bu durum, suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır. Yani, yönetmelik gibi alt düzenleyici işlemlere dayanılarak disiplin cezası verilmesi hukuken geçersizdir. Detaylı bilgi ve iletişim için tıklayın.
Danıştay bu konuda net bir tutum sergilemekte ve şu ilkeyi benimsemektedir:
“Disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin ve bunlara uygulanacak cezaların belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından…”
(Danıştay 12. Daire, 2021/865 E., 2023/1334 K.)
Ayrıca, disiplin cezasının dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, o cezayı hukuki dayanaktan yoksun bırakır. Bu durumda, cezanın iptali kaçınılmaz hale gelir. Danıştay, bu tür durumlarda verdiği kararlarda açıkça şu ifadeye yer vermiştir:
“Davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan, … verilen disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”
(Danıştay 12. Daire, 2016/7656 E., 2019/1775 K.)
Fiilin Disiplin Suçuna Uymaması ve Ölçülülük İlkesi: Kınama Cezasının İptal Gerekçesi
Memur disiplin cezası iptali davalarında sıkça karşılaşılan bir diğer hukuki gerekçe, ceza konusu fiilin disiplin suçu tanımına uymaması ve verilen cezanın ölçülülük ilkesine aykırı olmasıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, bir memura disiplin cezası verilebilmesi için işlenen fiilin kanunda açıkça tanımlanmış bir disiplin suçu ile birebir örtüşmesi gerekir. Bu ilkeye hukukta tipiklik denir. Eğer fiil, suç tanımındaki unsurları tam olarak karşılamıyorsa, verilen ceza hukuka aykırı hale gelir ve iptal edilir.
Örneğin, amirin bilgisi ve onayı ile gerçekleştirilen bir eylemin, “yalan ve yanlış beyanda bulunmak” şeklinde nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu durum, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi tarafından şu şekilde değerlendirilmiştir:
“Amirin bilgisi ve onayı dahilinde yapılan bir eylemin, yalan ve yanlış beyanda bulunmak olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”
(Gaziantep BİM 3. İDD, 2017/143 E., 2017/465 K.)
Buna ek olarak, disiplin cezasının işlenen fiille orantılı olması gerekir. Bu, ölçülülük ilkesi olarak bilinir. Örneğin, yalnızca uyarma cezası gerektiren bir davranışa kınama cezası verilmesi, orantısız bir yaptırım anlamına gelir ve yargı tarafından iptal edilebilir. Danıştay 15. Dairesi, bu konuda şu kararı vermiştir:
“Sadece uyarma cezasını gerektiren bir eyleme kınama cezası verilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır ve iptal nedenidir.”
(Danıştay 15. Daire, 2015/3218 E., 2015/5231 K.)
Temel Hukuk İlkelerinin İhlali: Kınama Cezasının İptalinde Non Bis In Idem ve Lehe Kanun İlkesi
Memur disiplin cezası iptali davalarında, yalnızca fiil ve delil yönünden değil, aynı zamanda temel hukuk ilkeleri açısından da değerlendirme yapılmaktadır. Özellikle non bis in idem ilkesi ve lehe olan kanunun uygulanması ilkesi, disiplin cezalarının hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyen iki önemli kavramdır.Detaylı bilgi ve iletişim için tıklayın.
Non Bis In Idem İlkesi: Aynı Fiile İkinci Ceza Verilemez
Disiplin hukukunda aynı fiil nedeniyle bir memura birden fazla ceza verilmesi hukuka aykırıdır. Bu durum, non bis in idem (aynı fiilden iki kez cezalandırma yasağı) ilkesiyle doğrudan çelişir. Danıştay 8. Dairesi, bu ilkeyi açıkça vurgulamış ve şu şekilde karar vermiştir:
“İdarece non bis in idem ilkesine uygun şekilde hareket edilmesi gerektiği de açıktır.”
(Danıştay 8. Daire, 2021/1595 E., 2022/5416 K.)
Bu karar, daha önce kesinleşmiş bir kınama cezası bulunan memura, aynı fiilden dolayı yeniden ceza verilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Lehe Olan Kanunun Uygulanması: Sonradan Gelen Düzenleme Memurun Lehineyse Ceza İptal Edilir
Disiplin hukukunda bir diğer önemli ilke, lehe olan kanunun geriye yürütülmesidir. Eğer fiilin işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren bir kanun, o fiili suç olmaktan çıkarıyor ya da daha hafif bir ceza öngörüyorsa, bu yeni düzenleme memur lehine uygulanmalıdır. Danıştay 2. Dairesi, bu konuda verdiği kararda şu ifadeye yer vermiştir:
“Davacıya isnat edilen eylem, sonradan çıkan bir kanunla disiplin cezasını gerektiren bir eylem olmaktan çıkarılmıştır.”
(Danıştay 2. Daire, 2024/1364 E., 2024/4431 K.)
Bu karar, lehe düzenlemelerin disiplin hukukunda da geçerli olduğunu ve memurun haklarının korunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.Detaylı bilgi ve iletişim için ULAŞIN !
Yetki Unsurunda Sakatlık ve Savunma Hakkının İhlali: Kınama Cezasının İptal Gerekçeleri
Memur disiplin cezası iptali davalarında en sık karşılaşılan hukuka aykırılık nedenlerinden biri, yetkisiz makam tarafından ceza verilmesidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, disiplin cezaları yalnızca kanunen yetkili amir veya disiplin kurulu tarafından tesis edilebilir. Yetkisi olmayan bir kişi ya da makam tarafından verilen ceza, esası ne olursa olsun hukuka aykırı kabul edilir.
Özellikle üniversitelerde rektörlerin disiplin cezası verme yetkisi konusunda verilen yargı kararları bu duruma örnek teşkil etmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, rektörün ceza verme yetkisinin dayanağı olan yönetmelik hükümlerinin, üst hukuk normu olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na aykırı olduğunu belirterek, yetkisiz rektör tarafından verilen kınama cezasını iptal etmiştir:
“2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (b) bendine aykırı olarak, üniversite rektörü tarafından verilen kınama cezasında ve bu cezaya karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.”
(Danıştay İDDK, 2023/2946 E., 2024/1795 K.)
Savunma Hakkının ve Tarafsızlık İlkesinin İhlali
Savunma hakkı, disiplin hukukunun temel güvencelerinden biridir. Soruşturma süreci tamamlandıktan sonra, memura hakkındaki iddialar açıkça bildirilerek usulüne uygun savunma hakkı tanınmalıdır. Soruşturmanın başında alınan ifade, savunma yerine geçmez. Bu durum, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından şu şekilde değerlendirilmiştir:
“Soruşturmanın başında alınan ifadenin savunma yerine geçmeyeceği…”
(Ankara BİM 2. İDD, 2019/776 E., 2019/1424 K.)
Ayrıca, hakkında soruşturma açılmayan bir fiilden dolayı ceza verilmesi de hukuka aykırıdır. Bu konuda İzmir BİM şu kararı vermiştir:
“Hakkında soruşturma açılmayan bir fiilden dolayı ceza verilemez.”
(İzmir BİM 2. İDD, 2016/206 E., 2016/527 K.)
Tarafsızlık ilkesi de disiplin sürecinde büyük önem taşır. Soruşturmayı yürüten kişi ile cezayı veren disiplin amirinin aynı kişi olması, objektiflik ilkesine aykırıdır ve iptal nedeni sayılır. Bu durum, Anayasa Mahkemesi tarafından da açıkça ifade edilmiştir:
“Soruşturmayı yürüten kişi ile cezayı veren disiplin amirinin aynı kişi olması, tarafsızlık ve objektiflik ilkelerine aykırıdır.”
(Anayasa Mahkemesi, B. 2020/3455 T. 16.05.2024)
SONUÇ : Kınama Cezasının İptalini Gerektiren Başlıca Hukuki Gerekçeler
- Fiilin Disiplin Suçu Olarak Tanımlanmamış Olması
Cezaya konu fiil, mevzuatta açıkça kınama cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak tanımlanmadıysa, ceza hukuka aykırıdır. - Belirlilik İlkesinin İhlali
Fiilin tanımı muğlaksa veya yoruma açık ifadeler içeriyorsa, bu durum hukuki belirlilik ilkesine aykırıdır ve cezanın iptalini gerektirir. - Orantısız Ceza Verilmesi (Ölçülülük İlkesi)
İşlenen fiilin ağırlığıyla orantısız bir ceza verilmesi, örneğin uyarma gerektiren bir fiile kınama cezası verilmesi, ölçülülük ilkesine aykırıdır. - Savunma Hakkının İhlali
Soruşturma sürecinde memura usulüne uygun savunma hakkı tanınmamışsa, ceza iptal edilir. Soruşturma başında alınan ifade savunma yerine geçmez. - Yetkisiz Makam Tarafından Ceza Verilmesi
Disiplin cezası, yalnızca kanunen yetkili amir veya disiplin kurulu tarafından verilebilir. Yetkisiz kişi veya makam tarafından verilen ceza geçersizdir. - Yargı Yolunun Engellenmesi
Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca, tüm disiplin cezalarına karşı yargı yolu açıktır. Bu yolu engelleyen her türlü idari işlem veya düzenleme hukuka aykırıdır.
Kınama Cezasında Kıyas, Tekerrür ve Takdir Yetkisi: Hukuki Tartışmalar ve İptal Gerekçeleri
Memur kınama cezası iptali, yalnızca açıkça tanımlanmış disiplin suçlarına değil, aynı zamanda kıyas yoluyla uygulanan torba hükümler, tekerrür ilkesi, yetkili makamın belirlenmesi ve belirlilik ilkesine ilişkin hukuki tartışmalara da dayanmaktadır. Bu başlıklar, disiplin hukukunun sınırlarını ve idarenin takdir yetkisini belirleyen temel unsurlar arasında yer alır.
Kıyas ve “Torba Hüküm” Uygulaması
Disiplin mevzuatlarında, kanunda açıkça belirtilen fiillerin yanı sıra, nitelik ve ağırlık itibarıyla benzer eylemlerin de aynı ceza ile cezalandırılabileceği yönünde hükümler yer almaktadır. Bu durum, idareye geniş bir takdir yetkisi tanımakta ve uygulamada torba hüküm olarak adlandırılmaktadır.
Ali Balkan (2023), bu durumu şöyle ifade eder:
“…aynı kanun maddesinde sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı türden disiplin cezaları verileceği hükme bağlanmıştır.”
Yunus Görkem Toprak (2022) ise, Hâkimler ve Savcılar Kanunu’ndaki benzer düzenlemeyi “torba hüküm” olarak nitelendirmektedir.
Tekerrürün Etkisi
Disiplin hukukunda tekerrür, yani aynı türden fiilin tekrarlanması, daha ağır bir cezanın uygulanmasına neden olabilir.
Muharrem Köse (2009), bu ilkeyi şöyle açıklar:
“Daha önce farklı fiillerine dayanarak iki kez uyarma cezası verildikten sonra yine bir farklı fiil nedeniyle aynı cezayı hak eden bir memura, genel tekerrür hükmü gereği artık bir derece ağır ceza olan kınama cezasının verilmesi gerekecektir.”
Benzer şekilde, kınama cezasını gerektiren bir fiilin tekrarı, bir üst ceza olan aylıktan kesme cezası ile sonuçlanabilir (Şeyma Yavaş Başar, 2024).
Yetkili Makam ve Usul
Kınama cezası, kural olarak disiplin amirleri tarafından verilir.
Hakan Coşkun (2009) ve Halil İbrahim Dizman (2008), 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıfla şu ilkeyi vurgular:
“Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından verilir.”
Cezaya karşı itiraz hakkı, ilgili disiplin kuruluna yapılır (Hakan Turan, 2021).
Ayrıca, 2010 Anayasa değişikliği ile birlikte, kınama cezalarına karşı yargı yolu da açılmıştır (Şeyma Yavaş Başar, 2024).
Takdir Yetkisi ve Belirlilik İlkesi Tartışması
Literatürde, disiplin cezalarını gerektiren fiillerin tanımlanmasındaki muğlak ifadeler, belirlilik ilkesine aykırı olarak değerlendirilmekte ve idareye aşırı takdir yetkisi tanıdığı yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Mehmet Başaran (2023), TSK Disiplin Kanunu özelinde şu eleştiriyi dile getirir:
“Aynı anlama gelecek, yoruma açık, muğlâk ve birbirinden ayırt edilemeyen ifadelerin kullanılması belirlilik ilkesine aykırıdır.”
Bu durum, kamu personelinin hangi eylemin hangi cezayı gerektirdiğini öngörememesi nedeniyle hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Disiplin Suç ve Cezalarına Dair 125. Maddesi Hükümleri – Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Bu sayfada, 657 sayılı kanunun disiplin hükümleriyle ilgili detaylı açıklamalara ulaşabilirsiniz.
Kınama Cezası Sicile İşler mi?
Evet, işler. Kınama cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında memurun özlük dosyasına işlenir ve sicil kaydında yer alır. Bu kayıt:
- Terfi işlemlerinde,
- Görevde yükselme değerlendirmelerinde,
- Üst amirlerin kanaat oluşturmasında,
- Atama ve tayin süreçlerinde dikkate alınır.
Kınama cezası alan bir memur görevde yükselme sınavına girebilir mi?
Evet girebilir ancak kazanması durumunda terfi etme hususunda dikkate alınır.
Aday Memur Kınama Cezası Alırsa Ne Olur?
Aday memur kınama cezası alırsa memurluğu sona ermez. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, uyarma ve kınama cezaları, aday memurluk sürecinde alınsa bile memuriyetten çıkarılma nedeni değildir. Bu cezalar, disiplin siciline işlenir ancak memurun görevine son verilmesini doğrudan gerektirmez.
Hangi Disiplin Cezaları Aday Memurluğu Sona Erdirir?
- Aylıktan kesme cezası
- Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası
Bu iki ceza, aday memurlar için kritik öneme sahiptir. Adaylık sürecinde bu tür cezaların alınması halinde, memurun devlet memurluğuna atanması iptal edilir ve görevine son verilir.
Kınama Cezası Kaç Yılda Silinir?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘na göre:
- Uyarma ve kınama cezaları, cezanın verildiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra, memurun talebi üzerine atamaya yetkili amir tarafından sicilden silinebilir.
- Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları için bu süre 10 yıldır.
Sicilden Silme Talebi Nasıl Yapılır?
- Cezanın üzerinden 5 yıl (veya 10 yıl) geçmiş olmalı.
- Bu süre içinde aynı türden başka bir disiplin cezası alınmamış olmalı.
- Memur, atamaya yetkili amire yazılı bir dilekçe ile başvurarak cezanın sicilden silinmesini talep edebilir.
Memur WhatsApp kullanmak zorunda mı?
Kararda, “…tanık ifadelerinden de KOM Şube Müdürlüğü Narkotik Büro Amirliği çalışanları olarak whatsapp üzerinden bir gruplarının bulunduğu, buradaki amacın meydana gelen olaylarla ilgili birbirlerini anında bilgilendirmek, iletişim sağlamak olduğu…” belirtilmiştir (Danıştay 2. Daire, E. 2021/7021 K. 2024/520 T. 31.01.2024). Bu tespit, grup içindeki yazışmaların kişisel değil, mesleki bir nitelik taşıdığını ve bu nedenle görev kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Görev gereği kullanılan bu platformlarda yapılan ve disiplin suçu teşkil eden paylaşımlar, memurun sorumluluğunu doğurur. Örneğin bu gruptan amire saygısızlık, hakaret gibi durumlarda memura disiplin cezası verilebilir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre disiplin soruşturmasının nasıl yürütüleceği, hangi aşamalardan oluştuğu ve usule ilişkin dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi belgeyi inceleyebilirsiniz:
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Disiplin Soruşturması Usulü (PDF)
Mutlaka Avukatla Çalışın: Avukatın Önemi Neden Göz Ardı Edilmemeli?
Hukuki süreçler, çoğu zaman karmaşık, teknik ve telafisi zor sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bu nedenle, gerek bireysel gerek kurumsal düzeyde karşılaşılan hukuki sorunlarda mutlaka bir avukatla çalışmak hayati önem taşır. Özellikle disiplin cezaları, idari işlemler, ceza soruşturmaları, boşanma davaları, iş hukuku uyuşmazlıkları gibi alanlarda, profesyonel hukuki destek almak, hak kayıplarını önlemenin en etkili yoludur.
Avukatla Çalışmanın Başlıca Avantajları:
- Hukuki Bilgi ve Tecrübe: Avukatlar, mevzuatı yakından takip eder ve yargı kararlarını analiz ederek en güncel ve etkili stratejileri geliştirir.
- Usul Güvenceleri: Dava açma süresi, delil sunumu, savunma hakkı gibi teknik detaylar, avukatlar tarafından eksiksiz şekilde yürütülür.
- Hak Kaybının Önlenmesi: Yanlış başvuru, eksik dilekçe veya süresi kaçırılmış itirazlar, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.
- Yargı Önünde Temsil: Mahkemelerde etkili savunma ve temsil, davanın seyrini doğrudan etkileyebilir.
- Psikolojik Destek: Hukuki süreçler stresli olabilir. Avukat, süreci yönetirken aynı zamanda danışanına güven verir.
Avukatsız Hareket Etmenin Riskleri
- Yanlış bilgiye dayalı işlem yapmak
- Süreleri kaçırmak
- Hatalı savunma stratejisi izlemek
- Geri dönülemez hak kayıpları yaşamak
- Karşı tarafın profesyonel desteği karşısında zayıf kalmak
Profesyonel Hukuki Destek İçin Bize Ulaşın
Hukuki sürecinizde yalnız değilsiniz. İstanbul’da faaliyet gösteren Arzu Yılmaz Hukuk Bürosu, disiplin hukuku başta olmak üzere birçok alanda uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
Detaylı bilgi ve iletişim için tıklayın.
İstanbul’da İdare Avukatı Ücreti Ne Kadar? 2025 Güncel Bilgiler
İstanbul’da idare hukuku avukatı ile çalışmak isteyen bireyler ve kurumlar için 2025 yılı itibarıyla avukatlık ücretleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve dava türüne göre değişiklik göstermektedir. İdari davalar genellikle teknik ve süreye bağlı süreçler içerdiğinden, uzman bir avukatla çalışmak hem hak kayıplarını önler hem de süreci hızlandırır.
